Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın 5 Ocak kabine toplantısı sonrasında yaptığı değerlendirmeleri dinlerken, çok içten bir temenni ile "Evet, bu ülkede yaşayan bütün bireyler olarak biz de aynen böyle bir Türkiye hayali kuruyoruz ve bu sözlerin altına aynen imzamızı atıyoruz" deme ihtiyacı hissettim.
Meseleyi daha iyi anlayabilmek için Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından kısa bir özet sunmak istiyorum.
-Hangi siyasi görüşten, kökenden mezhep ve meşrepten olursak olalım hepimiz şehit kanlarıyla sulanmış bu cennet vatanın sevdalılarıyız. 86 milyon olarak kardeşiz, ezelden ebede biriz ve beraberiz.
- Türkiye'nin huzuru, güvenliği, bekası olunca ayrılıklarımızı bir tarafa bırakıp birbirimize daha sıkı kenetleneceğiz. 86 milyon hep beraber yıkılmaz, aşılmaz, sarsılmaz bir duvar olacağız.
-Türkiye düşmanlarının sinsi tuzaklarına düşmeyeceğiz. İç cephemizi sağlam tutacak, güçlendirecek, orada gedik açmak için fırsat kollayanlara karşı daima uyanık olacağız.
-Milli Mücadele'nin en sancılı günlerinde merhum Mehmet Akif, şöyle sesleniyordu: 'Milletler topla tüfekle, zırhlı ile ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek, kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatini temin etme kaygısına düştüğünde yıkılır.
İnanıyorum ki Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu sözlerine, özü itibariyle hiç kimsenin bir itirazı olmayacaktır. Aklı selimle düşünen herkes, bölgemizde bunca yeni gelişmelerin, belirsizliklerin yaşandığı ve pek çok ülkenin Trump'ın şerrinden korunmak için yollar aradığı bir dünyada 'iç cepheyi' güçlendirmekten başka bir çaremizin olmadığını bilecektir.
Bu açıdan bakıldığında, cumhurbaşkanının isabetli tespitlerde bulunduğu bir gerçek.
Ancak hemen belirtmek gerekiyor ki toplumun önemli bir kesimi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu değerlendirmelerine temkinli yaklaşmayı tercih ettikleri de bir gerçek. Çünkü cumhurbaşkanı daha önce de buna benzer pek çok açıklama yapmış, ancak iktidarın bu konudaki uygulamaları iç cepheyi güçlendirmekten çok, toplumdaki iç barışı ve kardeşliği tahkim etme yönünde olmamıştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın söyledikleri elbette çok önemli. Ama bunu hayata geçirebilmek için bütün bir toplum olarak 'iç cephe'yi nasıl tahkim edeceğimiz konusunda ortak bir paydada buluşmamız gerekiyor.
Cumhurbaşkanı'nın da belirttiği gibi, hangi siyasi görüşten, kökenden mezhep ve meşrepten olursak olalım öncelikle herkesin hakkına-hukukuna, özgürlüklerine riayet eden hakkaniyetli bir bilince sahip olmak zorundayız.
Ama kabul edelim ki 'iç cephe'miz ağır yaralı durumda...
Peki iç cepheyi nasıl tahkim edeceğiz
Amasız-fakatsız ifade etmek gerekirse, öncelikle 'hukukun üstünlüğü'ne riayet ederek, adaletin terazisini bozmadan bu ülkede yaşayan herkesin kendini güvende hissedeceği anayasal bir sistemi inşa etmek zorundayız.
-Bir kere herkes, yazılı ya da sözlü olarak ifade özgürlüğü hakkını kullandığı için gözaltına alınıp tutuklanmayacağından emin olmalı.
-Muhalefet safında yer alan siyasetçiler, belediye başkanları hiçbir hukuki gerekçe olmadan sadece muhalif oldukları için cezalandırılıp hapse atılmamalı.
-Üniversite öğrencileri, gençler en doğal anayasal gösteri ve protesto haklarını kullandıkları için gözaltına alınarak korkutulmamalı.

8