Şeffaflığın olmadığı toplumlarda, problemleri çözmek çok daha zor hale geldiği gibi, toplumsal güveni sağlamak da ne yazık ki pek mümkün olmuyor.
MHP lideri Devlet Bahçeli'nin inisiyatifiyle başlatılan "Terörsüz Türkiye" projesi, ilk günden bu yana şeffaf bir şekilde yürütülemediği için istikamet tayininde hiç gereksiz sıkıntılar yaşanıyor. Oysa Türkiye'nin terörden kurtulması konusunda kimsenin bir itirazı yok ama ne hikmetse iktidar, elini taşın altına koyan Bahçeli'nin aksine, genellikle sürecin etrafından dolaşarak meseleyi yürütmekte ısrar ediyor.
Meclis komisyonunda İmralı'ya gitme kararı alınıyor ama komisyon kaçak-göçek gitmek zorunda kalıyor. Mesela heyetin Öcalan'la görüştüğü haberleri yayınlanıyor ama AK Parti'nin komisyondaki üyesi Hüseyin Yayman "Ben gitmedim" şeklinde açıklamalar yapıyor. Saatler sonra TBMM, heyetin İmralı'da Öcalan'dan "detaylı beyanlar" aldığını duyuruyor.
Peki nedir bu gizlilik
Sanki Meclis komisyonunun Öcalan'a gittiğinin duyulması istenmiyormuş gibi bir hava oluşturuluyor. Eğer milletin duyulması istenmiyorsa ya da korkuluyorsa neden gidiliyor, gidiliyorsa şeffaf bir şekilde duyurulması gerekmez mi Ayrıca İmralı'ya gitmek suç filan da değil...
Aslında bu sürecin en sıkıntılı tarafı, "aman kimse duymasın" anlayışıyla yürütülmesidir. Maalesef iktidar inisiyatif alarak, başından beri süreci şeffaf bir şekilde yürütmediği için, CHP ve Yeni Yol grubu İmralı heyetine vekil vermemiştir. Demek ki haklıymışlar, heyetteki AK Parti üyesi bile utangaç bir şekilde "ben gitmedim" demek zorunda kaldığına göre...
Ama daha yolun başındayız, İmralı'ya gidişi bile duyurmaktan çekindiler ama daha turpun büyüğü heybede... Sürecin en netameli günleri esas şimdi başlıyor. Sırada, cezaevindeki PKK'lıların durumu ile ilgili bir bakıma özel nitelik taşıyan 'infaz düzenlemesi' ve Öcalan'a serbestlik hakkı sağlayacak olan 'umut hakkı' yasası var.
"Terörsüz Türkiye" yolculuğunun en kırılgan noktası da burası... Unutmayalım, Devlet Bahçeli 22 Ekim 2024'te "Terörsüz Türkiye" girişimini başlatırken yaptığı çağrıda, "Öcalan Meclis'te DEM grubunda konuşsun, PKK'nın kendisini feshetmesini ve silahları bırakmasını istesin, 'umut hakkı'nı düşünelim" taahhüdünde bulunmuştu.
Eğer süreç, bundan sonra bir yol kazasına uğramadan yoluna devam ederse, bir başka deyişle "terörsüz Türkiye"ye ulaşılacaksa, Öcalan'a serbestlik sağlanması da kaçınılmaz olacak hayata geçecektir, bunu herkesin bilmesi gerekiyor.
Nitekim Bahçeli'nin hukukçu kurmayı Feti Yıldız, geçtiğimiz günlerde "Umut hakkı şartlara bağlıdır, şartlar yüzde yüz gerçekleşirse gündeme gelir" diyerek, MHP liderinin vaadini bir bakıma tekrarlamış oldu. Kısacası süreç başarıyla sonuçlanırsa, Öcalan İmralı'da serbestlik hakkını da kazanacaktır.
Her ne kadar iktidar, zihnindeki bazı endişeleri hala aşamadığı için süreci zamana yaymaya çalışsa da MHP kararlı bir şekilde hukuk hamlelerini sürdürerek iktidarı adım atmaya zorluyor. Bunu bazen Feti Yıldız'ın keskin hukuki çıkışlarında, bazen de Bahçeli'nin verdiği şifreli mesajlarda görmek mümkün.

8