Akılla, mantıkla, bilimle izahı mümkün olmayan tuhaf işler oluyor bu ülkede. Geçtiğimiz hafta cuma günü, yumurta fiyatlarındaki artış gerekçesiyle Türkiye'nin 13 dev tavukçuluk şirketine Adalet Bakanlığı'nın talimatıyla eşzamanlı bir operasyon düzenlendi ve 'denetim kayyımı' atandı. Şirketlerin üst düzey yöneticilerinden oluşan 32 kişi için de gözaltı kararı verildi.
Hemen belirtelim kağıt üzerinde de olsa hâlâ bir 'hukuk devleti' olarak anılan ve serbest piyasa ekonomisinin geçerli olduğu bir ülkenin üretim yapan şirketlerine, sanki terör faaliyetinde basılmışlar gibi bir muameleyi reva görmek, Türkiye'yi bütün dünyada utandırıcı bir fotoğrafa mahkum etmiştir.
Bir kere bu meselenin Adalet Bakanlığı ile bir ilgisi olamaz. Eğer burası bir hukuk devletiyse, kullar bellidir. Diyelim ki şirketler kendi aralarında anlaşarak fiyatları fahiş bir şekilde arttırdı. Böyle bir durumda Rekabet Kurulu devreye girer, Ticaret Bakanlığı denetimleri yapar ve eğer bir usulsüzlük varsa gerekli cezalar verilir.
Bir sabah kalkıp "Eyvah yine enflasyon düşmedi, şu şirketlere hemen kayyım atayalım, defterlerini dürelim bunların" anlayışıyla devlet yönetilebilir mi
Bu tür uygulamalar ancak Bir 'çadır devleti'nde olur, hukuk devletinde değil.
Maalesef artık operasyonlar ülkesi olduk. 19 Mart 2025'te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na bir sahur vakti yapılan operasyondan bu yana, iktidar sanki memleketi yönetme işini askıya alarak her sabah milleti yeni bir operasyonla uyandırmak gibi, kendisine yeni bir icraat alanı icat etmiş bulunuyor.
CHP'li belediyelere operasyonun bir rutin haline geldiğini artık herkes biliyor ama bunun dışında iktidarın, çok daha renkli operasyon türleri var. Mesela sıradan bir İstanbul sabahında bahisçilere yönelik operasyonla uyanıyoruz ve hemen ardından sanatçılarla ilgili uyuşturucu operasyonu başlıyor. Gerçi ülkeye tonlarca uyuşturucu sokan baronlarla ilgili henüz ciddi bir operasyona tanık olmadım ama olsun, onlar büyük balık, elbet bir gün onlara da sıra gelir.
Görüldüğü gibi ülkede operasyon bitmiyor. Ve işte şimdi de sıra tavukçularda... Bu tavukçular var ya, bunlar enflasyonun düşmesine izin vermiyorlar. Çünkü "yerli-milli" değiller, belki de "dış güçler"in içerideki uzantılarıdırlar!
Bilindiği gibi 2019 yerel seçimleri öncesinde de iktidar, memleketin huzurunu bozan, enflasyonu azdıran "patates-soğan çetesi"ni keşfetmiş ve onları millete açıkça ilan etmişti. Hatta öyle ki Ticaret Bakanlığı, "yandım, bittim" diyerek patateslerini köy meydanına döken çiftçi hakkında idari para cezası verileceğini, halkı kin ve nefret duygusuna sevk ile Cumhurbaşkanı'na hakaret suçlarından savcılığa suç duyurusunda bulunulacağını bile açıklamıştı.
O günleri hatırlayalım iktidar tarafından "patates-soğan çetesi" olarak tanımlanan tüccarlara kaşı adeta bir kampanya başlatılmıştı. Depolar basılıyor, tırlar mühürleniyor ve embeddet medya tarafından "iktidara gıda darbesi" yapılıyor havası estiriliyordu. Sanırsınız ki soğan ve patatesler isyan hareketi başlatmış ve rejim "beka tehlikesi

15