Son dönemde Türkiye'de olup bitenleri gördükçe, derin bir hüzne ve de endişeye kapılmamak mümkün değil. Çünkü ekonomide, hukukta, eğitimde, insan ilişkilerinde akıl ve mantıkla izahı mümkün olmayan, hakkaniyete uymayan, vicdanları yaralayan asrın en büyük kirliliği yaşanıyor ama ne hikmetse kimse rahatsız değil.
İşin en vahim olanı da bu ahlaki kriz cehenneminin, ahlaka, adalete, hakkaniyete önem verdiğini iddia eden insanlar tarafından inşa ediliyor olmasıdır.
Düşünün ki AK Parti iktidarında bakanlık yapmış, partinin genel başkan yardımcılığına kadar yükselmiş olan Fatma Betül Sayan Kaya, fon skandalında milyarlarca lira haksız kazanç sağlıyor. Ama şu ana kadar parayı iade ettiği resmen belgelenmese de skandal patlayınca alelacele paranın yarısını hazineye iade ettiği şeklinde bir algı oluşturarak temizleneceğine inanıyor.
Fona yatırdığı bu paraları nereden bulduğunu henüz açıklayamayan Fatma hanım, parti yönetiminde olduğu günlerde her zaman adalet ve hakkaniyet duygusuyla hareket ettiklerini, milletin emanetine, milletin kuruşlarına sahip çıktıklarını söyleyerek sağlam ahlak nutukları atabiliyor.
Bu fotoğrafta bir yanlışlık var... Ya bu insanlar bize, bu eylemlerini örtmek için yanlış bir 'ahlak fotoğrafı' dayatıyorlar ya da biz ahlakı yanlış anlıyoruz.
Zira bizim inandığımız dinin tarif ettiği 'ahlak' anlayışında, yüzbinlerce insanın fona yatırdığı paralar üzerinden haksız kazanç sağlamayı ahlakla ve dinle izah etmek mümkün değildir.
Biliyoruz ki esas itibariyle peygamberler insanları özüne döndürmek, yani fıtratlarında var olan ahlaki özelliklerini ön plana çıkarmak üzere gönderilmişlerdir. Hz. Peygamber'in "Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim" hadisi, tam da bu duruma işaret etmektedir.
Ali Bardakoğlu Hoca'nın şu tespitinin altını özellikle çizmek gerekiyor: "Peygamberler insanoğlunun fıtri yaratılışını ve özelliklerini korumak, asli değerlerini hatırlatmak üzere gelmişlerdir. Rasul-i Ekrem'in 'insanlık, ilk günden beri bütün peygamberlerin üzerinde ittifak ettikleri bir söz bilir: Şayet utanmıyorsan, istediğini yap' (Buhari, 'edeb', 78.) buyurması, dinin insanoğluna özündeki ahlaki hasletleri hatırlatarak, onu özüne döndürmeye çalışarak davete başladığını haber vermektedir." (Yüzleşme, s.279)
Eğer 'partili dindarların' hikayesi asrın soygunu olarak nitelenebilecek olan bu fon skandalıyla bir yerde buluşuyorsa ve de bütün bunlar AK Parti'nin iktidarı döneminde oluyorsa, o zaman oturup esaslı bir iç sorgulama yapmaya ihtiyaç var demektir.
Hani dindar nesiller yetiştirmek üzere her mahalleye İmam Hatip okulları açmıştık, nerede bu örnek nesiller Yetiştirdiğimiz dindar nesiller hak-hukuk, adalet tanımayacaksa, ahlakı üstün bir değer olarak tanımlayan Kur'an'ın ve Sünnetin gösterdiği istikamet, bu nesiller için bir anlam ifade etmiyorsa, bu okulları niye açtık ki...
Bir yanlış anlamaya mahal vermemek için hemen ifade edelim, İmam Hatip okulları ülke için elbette bir ihtiyaçtır. Bu köşede farklı zamanlarda özellikle bu konunun altını çizmeye çalıştık. Ama ne yazık ki İmam Hatip okulları bugün bir takım siyasal çıkarlar adına fazlaca kullanılır hale geldiği için her geçen gün kan kaybetmeye devam ediyor.

2