Kişisel olarak borsa ve fon işlerinden hiç anlamam. Bu yüzden de tarihin en büyük piyasa dolandırıcılığı olarak nitelenen son borsa skandalı konusuna biraz mesafeli yaklaşmaya çalıştım.
Ama artık sokaktaki insanın bile asrın skandalı konusunda adeta tez hazırlayacak düzeyde bilgi sahibi olması karşısında, bir şeyler söylemem gerektiği kanaatindeyim.
Öylesine bir kirlilikle karşı karşıyayız ki insan ister istemez, "Bütün bunlar olurken acaba ülkede bir devlet yok muydu" diye sormadan edemiyor. Çünkü kurumların ve yasaların işlediği normal bir ülkede, borsa gibi milyonların ilgi alanında olan bir kurumun şemsiyesi altında milyarca dolarların buharlaşması asla mümkün olamaz...
Ortaya çıkan tabloya göre, skandalın maliyeti asgari 20 milyar dolar. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek on ay önce uyarıyor ama önlem alınmıyor. Dahası, SPK Başkanı bile söylüyor ama hiçbir adım atılmıyor. SPK'dan yapılan son açıklamaya göre 7 portföy şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verilmiş bulunuyor. Ayrıca söz konusu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunduğu bildirildi.
Peki operasyon için neden bu kadar beklendi, bakan Şimşek ve borsa yönetimi, Amerikan finansal analiz ve endeks şirketi MSCI'in uyarılarına rağmen bu saadet zincirlerinin usulsüzlükleri konusunda neden adım atmadılar, onları tutan bir el olabilir mi
Galiba meselenin en can alıcı noktası tam da burası, zira MASAK Eski Başkan Yardımcısı Ramazan Başak, "konuyu iki defa gündeme getirdiğimde ikisinde de gözaltına alındım" şeklinde açıklamada bulunmuştu.
Ortada bir trilyon lirayı aşan bir zarar var ama konuşması gerekenlerden en küçük bir izahat gelmiyor. Skandalın böylesine ortalığa saçılmasından, sorumluluk makamında olanların hiç haberi yokmuş gibi sanki...
Öyle anlaşılıyor ki bu işleri denetlemesi gerekenler tribünden seyretmiş. Milyonlarca insanın hisse senedi alıp sattığı borsa ve büyük miktarda parasal işlemlerin yapıldığı portföy şirketlerinde her zaman birtakım usulsüzlükler, maniplatif işlemler olabilir. Ama bir hukuk devletinde, bu tür işleri denetleyen ve hesap soran kurumlar vardır.
Biliyoruz ki gerçek anlamda 'hukuk devleti'nin hakim olduğu ülkelerde, gerekli düzenlemeleri ve denetimleri yapmak SPK ve benzeri kurumların görevidir.
Şimdi esas soru şu; Adalet Bakanı'nın da ifade ettiği gibi ucu nereye kadar giderse gitsin bu skandala karışanlardan ve de SPK bünyesinde doğrudan sorumluluğu bulunan ve iddialarla anılan birimlerle ilgili gerekli soruşturmalar yapılabilecek midir
Mesela;
-Tasfiye kararı verilen 131 yatırım fonundaki astronomik değer artışlarının vaktinde engellenememesi ve fona zarar gelmemesi için makro ihtiyati tedbirlerin aylarca geciktirilmesinden SPK'da hangi birim sorumludur
-Skandala konu olan hisselerde %10.000'e varan anormal değer kazanımları yaşanırken gözetim mekanizmasının çalıştırılmaması eleştirilmektedir. Ayrıca, kıdemli bir denetçi tarafından hazırlanan ve fon şirketine ceza öngören kapsamlı bir denetim raporunun sistemden silindiği/sümen altı edildiği iddialarını araştırmak hangi birimin görevidir

13