Hayatınızda öyle anlar vardır ki yaşadığınız ülkedeki adaletsizliklerden, dünyadaki zalimliklerden kaçıp sığınabileceğiniz bir liman ararsınız.
Ama hayat her zaman, kendi dünyanızda tasarladığınız istikamette gitmez. Gün gelir umutsuzluğun derinliklerinde adeta bir tükenişi yaşarsınız ve öyle bir an olur ki Yahya Kemal'in "Ölüm asude bir bahar ülkesidir" dizeleriyle başka bir aleme kayar gönlünüz...
İşte böyle anlarda genellikle ya şarkılara ya da şiirlere sığınırsınız... Şöyle kasvetli ve umutsuzluğun zirve yaptığı bir şarkı dinleyip bütün acıları toptan yaşamak istersiniz. Metallica'nın "Fade to Black" şarkısı mesela...
Birden karanlık çöker içinize ama şarkı ilerledikçe küçük umut kırıntılarıyla hayat bir ucundan yavaşça aydınlanmaya başlar. Giderek bir terapi seansının ilk anlarını yaşıyormuş gibi bir hisse kapılırsınız.
"Fade to Black"le yolculuğa çıkmak muhteşemdir... Zira bu şarkı hem duygusal hem de teknik anlamda olağanüstü bir heavy metal parçasıdır ve bir tükenişin şarkısıdır bir bakıma. Metallica'nın ikinci albümü olan "Ride The Lightning"de yer alan bu kasvetli şarkıyla, hayatın gerçekten yaşamaya değer olup olmadığını sorgulama ihtiyacı hissedersiniz ve birden zihninizde ölüm şimşek gibi çakıverir...
Grubun solisti ve aynı zamanda bu şarkının yazarı olan James Hetfield'in şarkısındaki şu dizeler, tam da böyle bir karanlığa işaret ediyor:
/Benim için daha fazlası yok.
Beni özgür bırakacak bir sona ihtiyacım var
James Hetfield tarafından yazılan "Fade to Black"in sözleri, ağır depresyondaki bir bireyi anlatır. Şarkı, Hetfield'ın kendi deneyimini değil, "Her şey eskisi gibi değil / İçimde biri eksik" diyen hayali bir anlatıcısının deneyimini yansıtır. Kendini alışılmadık şartlarda bulmak kafa karıştırıcı olabilir, ancak bu koşullar kişinin kendi zihin dünyasında olduğunda çok daha yıkıcı sonuçlar üretebilir.
Muhtemelen anlatıcı bir zamanlar her şeyin bir arada durduğu ve kendisinin de bir yeri olduğu inancına sahipti. Kim olduğunu bildiği için dünyanın arazisinde nasıl yol alacağını da biliyordu. Şimdi ise öz imajı paramparça olmuş ve parçaları tekrar bir araya getirmenin bir yolunu da bulamıyor.
Ve şarkı şu dizelerle devam ediyor: "Boşluk beni dolduruyor / Acı verecek kadar." Anlatıcı öfkeyle dolup taşmıyor veya öfkeden boğulmuyor. Tam aksine, paradoksal bir betimleme olan boşlukla dolu.
Şiirin son dizesi kelimenin tam anlamıyla bir umutsuzluk ve arayış hikayesidir ama o arayış birden boşlukta dağılıp gider: "Ben bendim, ama şimdi o gitti." Mutlak umutsuzluk, "o gitti" kelimesinde adeta zirve yapar...
Hetfield, bu şarkıyı yazarken intiharı asla düşünmediğini, ancak bu karanlık zamanı, bunu düşünen bir adam hakkındaki şarkı için bir itici güç olarak kullandığını söylüyor.
Headliner com.tr.'ye konuşan Hetfield, yaşadığımız bütün olumsuzluklara rağmen, hayata tutunmanın kıymetinin bilinmesi gerektiğini belirterek, konserlerinde yaşanan şöyle bir olayı anlatıyor: "Bir gün sahnede Fade to Black'i çaldığımızda, izleyicilerden birinin hıçkırarak ağladığını gördüm. Uzun siyah saçları olan genç bir kızdı ve gözyaşları içindeydi. O an sabit akustik gitara bağlıydım ama onun yanına gitmek isterdim. Bilmiyorum, ona sarılırdım ve en azından bir göz kırpıp 'Her şey iyi olacak' demek isterdim."

9