Adalet nutukları atarak fakirin ekmeğine çökmek...

Bir tarafta asrın soygunu olarak tarihe geçmeye aday olan fon skandalıyla servetlerine servet katıp, içinde gözyaşı olan paralarla yatlarda sefa sürenler, özel jetlerle umre gösterisi yapanlar, diğer yanda ise ellerinde açlığa talim etmekten başka bir şeyleri kalmadığı için ölümün kıyısında dolaşan yoksullar var...

Önümüzde öylesine dramatik bir Türkiye fotoğrafı var ki vicdanların sızlamaması mümkün değil.

İnanıyorum ki sade şu iki örneği yan yana koymak bile, nasıl bir iç yakıcı Türkiye'de yaşadığımızı anlatmaya yetecektir.

Geçtiğimiz hafta Ankara'da Anayasa Mahkemesi önünde düzenlenen memur emeklileri eyleminde geçim sıkıntısı nedeniyle hayatına son veren emekli polis memuru Ali Şekeroğlu, intiharından önce çevresine "Torunum oldu, ona altın takamadım" diye yakınmıştı. Memlekette buna benzer öyle dramlar yaşanıyor ki onlardan haberimiz bile yok...

Bu gerçeğin üzerine adeta kabus gibi çöken bir başka fotoğraf var ki orası daha da vahim... Fon skandalında kocasıyla birlikte toplam 163 milyon lira yatırıp iki üç ay içinde 2 milyar lira olarak geri alan eski Aile Bakan Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya'nın, söz konusu hisse işlemlerinden elde ettikleri öne sürülen yaklaşık 2,2 milyar lirayı Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın resmî hesabına aktardığı öğrenildi. Kaya çiftinin bu iadeyle birlikte Sermaye Piyasası Kanunu'nda yer alan 'etkin pişmanlık' hükümlerinden yararlanabileceği belirtiliyor. Muhtemelen böylece yargıdan kurtulup tertemiz olacaklar... Doğrusu iyi iş, önce fon vurgunuyla milyarları kazan, sonra yarısını iade ederek faziletli insanlar safına katılıver...

Evet Fatma Betül Sayan Kaya artık dürüst ve ilkeli bir vatandaş oldu!.. Zaten daha önce yaptığı bir konuşmada da esas meselenin rakamlar olmadığını söylemişti. İşte ibret vesikası olarak tarihe geçen o sözleri: "Mesele sadece rakamlar değil arkadaşlar, mesele aynı zamanda insanı, toplumu, devleti, bireyi aynı anda adaletle, hakkaniyetle yönetmek ve milletin emanetini, milletin parasını, milletin kuruşunu millet namına kullanmak, işte biz de tam bunu yapıyoruz."

Her ne kadar Kaya, haksız elde ettiği paranın bir bölümünü hazineye devrederek ustaca bir manevra yapmış olsa da bu durum, onu fon yolsuzluğu hikayesinin bir parçası olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Açıkçası sonu böyle biten bir hikayeyi yorumlamakta çaresiz kalıyorum. Ve ister istemez, "demek ki 'milletin kuruşuna' çökmek için, adeta ilahi hitabı kandırırcasına 'adalet' ve 'hakkaniyet' nutukları atmak gerekiyormuş" cümlesini kurmak zorunda kalıyorum.

Yola çıkarken ahlakı en üstün değer olarak gören AK Parti demişti ki: "Partimiz hukukun üstünlüğüne dayalı yönetim anlayışının teminatı olacaktır. Ülkemizde yaşanan krizlerin temelinde, evrensel normlara uygun bir hukuk devleti ve adalet sisteminin eksikliği yatmaktadır."

Bizzat kendisinin ilkeselleştirdiği değerler üzerinden baktığımızda, ne yazık ki bugün AK Parti iktidarının geldiği noktayı tarif etmede kelimeler kifayetsiz kalıyor. Çünkü bu partinin etrafındaki rant çemberi içinde yer alan bazı imtiyazlı insanlar, haksız kazanç sağlama konusundaki hırslarından, fakirin ekmeğine çökmekten hiç utanmıyorlar.

Maalesef günümüzde 'görsel dindarlık' meselesi öylesine idealize edildi ki dinin özünü oluşturan ahlaklı ve 'güvenilir insan' olma ilkesi buharlaşarak hayatımızdan çekildi. Prof. Dr.