Emperyalist Siyonizm Rahat Durmuyor

Emperyalist Siyonizmin başını çeken ABD-İsrail, dünyanın başına bela. Venezuela'ya saldıran ABD İran'ı tehdit ediyor. İsrail Gazze'de soykırımı sürdürüyor.

Bu satırların yazıldığı sırada dünyanın emperyalist ülkesi ABD, Venezuela'nın başkenti Karakas'ı ve diğer şehirlerini bombalıyordu. Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'un bir süre önce yaptığı açıklamayı hatırlayalım: "Siyonistler durmayacaklar. Şimdi Gazze'yi bitirmeye çalışıyorlar. Ardından bölgedeki bütün Araplara saldıracaklar, daha sonra bütün Müslümanları hedef alacaklar. Ve nihayetinde sıra biz Hıristiyanlara gelecekler, bizi de yok etmeye çalışacaklar." Ne kadar doğru. Hakikaten isabetli bir görüşle ABD-İsrail Siyonizmi'nin karanlık hedefini tarif etmiş Maduro. Peki, Hıristiyanları etkisiz hâle getirdikten sonra hızları kesilecek mi Hayır! Bu sefer bütün dünyayı dizginlemeye çalışacaklar. Kimsenin kendilerine ses çıkarmamasını sağlayacaklar. Dünyada şu an bir ABD-İsrail Siyonist İmparatorluğu kurulmaya çalışılıyor. Bunu ilk görüp açıklayanlardan biri Maduro olduğu için kendisi ve ülkesi hedefte. Vahşi Batı'nın saldırı gerekçesi ise eften püften, bahane!

NE YAPMALI

Bu hayâsız akına karşı, bu iştahı bitmeyen emperyalist zulme karşı ne yapılmalı peki Bence başta Türkiye, Rusya, Çin, Hindistan, Pakistan, İran ve Arap ülkeleri başta olmak üzere dünyanın geri kalan bütün ülkeleri, bu vahşete karşı dik durmalı, güçlerini birleştirmeli. Yoksa Venezuela'dan sonra sırada İran var. Ardından hangi ülke gelir, bakıp göreceğiz. Herkes kendi imkânlarıyla bu kan akıtmaktan lezzet alan vahşete karşı tedbirini almalı. Devletler askerî ve ekonomik tedbirlerini alırken sanatkârlar da ellerindeki güçlü silahlarıyla yani sanatla mücadeleye ara vermeden hız vermeli. 1 Ocak 2026'da İstanbul Galata Köprüsü'ndeki muhteşem miting, ABD-İsrail Siyonizmi'ne atılmış büyük bir tokattı. Arkası, bütün ülkelerde gelmeli. Karda kışta masum çocuklara yapılan bu kahrolasıca zulme karşı ses ortak çıkarılmalı. Önlemler alınmalı, boykotlar sürmeli ve daha fazla kan akıtılmaması için çareler aranmalıdır. Bu da ancak uluslararası işbirliklerinden doğar. Başka çıkar yol da görünmüyor.

ÇİĞNİMİZDE BİR AKREP

Yaşananlar karşısında sorumluluk hissi duyan şair ve yazarlar boş durmuyor, ellerinden geleni yapıyorlar. O kahramanlardan biri de Mehmet Aycı. Aycı'nın Hece Yayınları'ndan yeni çıkan iki kitabından Çiğnimizde Bir Akrep tamamen biricik gündemimize ayrılmış. Diğer şiir kitabı Aynı Irmağa Çılgınca. Çiğnimizde Bir Akrep bir şiir kitabı olmanın ötesinde bir manifesto! Zulme, alçaklığa, kansızlığa, emperyalizme atılmış şiddetli bir tokat! İsrail'i kullanan ABD'ye ve topyekûn Siyonist çeteye vurulmuş muazzam bir darbe! Bu eserin müzikal tiyatrosu bir an önce yapılmalı ve sahnelenmelidir. Ne diyor şairimiz: "Yürüdükçe çatırdıyor yeni dünya düzeni/Yürüdükçe örgütler, kurumlar, kuruluşlar/Ayakları altında çamura bulanıyor/Yürüdükçe sinek gibi küçülüyor İsrail/Lağım faresi gibi silkiniyor Amerika/Lokman gibi/Yakup gibi Eyüp gibi yürüyor/Çatlıyor yanlı yalancı kirli gerçek aynalar." Türkiye'de ve diğer ülkelerde başkaldıran soylu ve şanlı insanların yürüyüşleri boşa gitmeyecek elbette. Bu çabaların mutlaka bir karşılığı olacak. Bütün mesele azimle yürümek ve haksızlığa karşı ses yükseltmek. Şair de durmuyor zaten. Mısraları eşliğinde, emin adımlarla ve yüreklice yürüyor: "Sana vadedilen azap yakınlaşıyor/Tevrat'ı tahrifinle başlayan kıyametin/Vadedilen sandığın yerde bulacak seni/Ve yurtsız kalacaksın bilmem kaçıncı defa/Ve mumla arayacaksın Roma'yı ve Babil'i/Unutmak istediğin ne varsa belleğinde/Çıban ormanları gibi gözlerine batacak/Ben yapmadım diyeceksin biriken suçlarına/Kimse inanmayacak/Çünkü sen lanetlisin…"

BİN AKBABA

Şairimiz haklı ve şerefli öfkesini gösterirken aslında hepimizin bütün masum ve mazlum insanların hislerine de tercüman oluyor: "Linç senin ikizindir/Bin akbaba bin hınçla bir ceylan yavrusuna/Nasıl üşüşüyorsa, sen de öylesin,/ Önce topraklarına el koyup öldürdüğün, kovduğun/Filistin'de hayatına öylece çöküyorsun." Mehmet Aycı, mert ve hakkaniyetli mısralarla soysuzlara haddini bildiriyor: "Yenilince kahpeleşir, silikleşirsin/Yenilirken kahpeleşir, canavarlaşır/Kokuşmuş bir kambursun dünyanın yakasında/ Arzın boyun damarında üreyen bir çıbansın/Dünyayı yakmak için fır döner aklın/Nasıl da korkarsın bir gün düşeceğinden/Seni fırınlarda yakan Hitler'in bile/Onuru bulunmaz sende intihar edemezsin/Kafana sıkamazsın,/Her cana kıyarsın da canına kıyamazsın/Çünkü sen lanetlisin…"

NAZİ'DEN ACIMASIZ

Aycı, sadece Siyonistlere kahretmiyor kitabında, bu zulme ses çıkarmayanları da adamakıllı silkeliyor, uyanmaya davet ediyor. Gamsızların da zulme şerik olduğunu hatırlatıyor: "Her Siyonist askeri gestapodan fazlası/Filistin'i yok etmeye karar veren savaşan/Gazze'yi fırın yapıp milyonları kül eden/Ve bundan sevinç duyan,/Destekleyen kim varsa Hitler'den daha adi/Daha zalim daha Nazi ve daha acımasız"

AKDENİZ'E GÖMÜLMEK

Şair, insanlık sabrının tükendiğinde Siyonist İsrail'in Akdeniz'e gömüleceğini hatırlatıyor herkese: "Kendini vuruyorsun bebekleri vururken/Kendini yakıyorsun yakarken kadınları/Hastaları öldürürken kendin de ölüyorsun/İnsanları sürerken kendini sürüyorsun/Kendini yıkıyorsun yıkıyorken evleri/Kendin hazırlıyorsun en ölümcül sonunu/Şeytanı çağırıyorsun Yehova derken…" Ve öldürücü son yumruğunu vuruyor şair: "Akdeniz yarılacak kalacaksın içinde!"

Kıyamet senaryosu yazanların akıbetini, şu hakşinas mısralar yalın biçimde nasıl da dile getiriyor: "Ya Tel Aviv yok edecek dünyayı/Ya kendi yok olacak/Zehirli bir tümöre dönüşmeden gezegen/Bebekleri öldürerek çılgınlaşan habis ur/Kesilip atılacak" Kalemine, kelamına, gönlüne, yüreğine sağlık Mehmet Aycı kardeşim. İnsanlığın yüz akı bu şerefli şiirlerinle bin yıl yaşayasın.

KEKEME EDEBİYAT

İnsan Okudum isimli eseriyle ESKADER 2025 Yılı Portre Ödülü'nü alan kıymetli yazarımız Mustafa Everdi'nin yeni eseri Kekeme Edebiyat adını taşıyor. Everdi, Türk edebiyatında büyük kazancımız. Sadece edebiyatıyla değil, geniş ufku, derinlikli bakışı ve susmayan vicdanıyla seviliyor, daha çok sevilecek. Milli Eğitim Bakanlığı böyle seçkin yazarları, bütün öğrencilerle buluşturmalı. Bundan kazançlı çıkan biz olacağız. Biz yani Türkiye.

Üç bölümden meydana gelen eserdeki denemelerden sadece birkaçının ismini hatırlayalım: Kimlikler üzerinden Edebiyat Sanat, Endülüs Doğu Mu Batı mı, Eleştirinin gözü, Klasikleri Niçin okumamalıyız, Yazar Var Yazar Var, Kılçık Atma Sanatı, Vasat Risk Almaz, Dünya Edebiyatı, Şairlere Şiir Yazma Dersleri, Şiir Hayatımızı Nasıl Belirler, Yeni Şiir Neden Topallar, Felsefe ve Şiir, Doğu-Batı Ekseninde Edebiyat, Sanat ve Düşünce. Her yazı ufuk açıcı, her yazıda ezberler bozuluyor ve her yazıda farklı düşünüş yolları bulabiliyoruz. Yazarımız var olsun. Bu eserler sayesinde edebiyatımız kekemelikten kurtulacak inşallah. Hece Yayınları'ndan.