Dersaadet'te sohbet zamanı

Kültür sanat faaliyetleri Anadolu'nun dört bir yanında filizlenirken, İstanbul her ilçesiyle bir irfan okuluna dönüşüyor. Kitap fuarlarından tarihi sohbetlere, ecdat yâdından edebiyat toplantılarına kadar şehrin manevi ve kültürel nabzını tutuyoruz.

Kültür sanat faaliyetleri Anadolu'nun her yerinde bereketli bir şekilde devam ediyor. Ankara, Konya, Bursa, Gaziantep, Kayseri, Erzurum, Kahramanmaraş, Edirne, Şanlıurfa ve Malatya gibi şehirlerimizde gerçekleşen önemli faaliyetleri duyuyoruz. İsimleri anamadığım diğer illerimizde de benzer coşkular yaşanıyor. Ama İstanbul'da yaşayınca hâliyle buradaki faaliyetleri takip edebiliyoruz. İster istemez bunlar öne çıkıyor. Daha ziyade katıldığımız, katkıda bulunduğumuz çalışmalardan haberdar ediyoruz okuyucularımızı. Bunda biraz da basının merkezinin İstanbul oluşu yatıyor. Anadolu faaliyetleri kamuoyuna İstanbul'daki kadar yansımıyor ne yazık ki. Biliyorum bu bir haksızlık ama gerçek böyle. Keşke Anadolu irfanı ve bugünkü temsilcilerinin seçkin çalışmaları ve olağanüstü gayretleri de medyaya hakkıyla yansıtılabilse.

İstanbul çok kalabalık bir metropol. Manevi havası zengin, ekonomisi canlı, yaşayışı bereketli bir saltanatlı şehir. Gün geçmiyor ki herhangi bir ilçesinde hayırlı hizmetler, kutlu sohbetler yapılmasın. Umumiyetle vakıf ve derneklerin düzenlediği bu faaliyetlerin tamamına katılmak mümkün olmuyor elbette. Ama katıldıklarımızdan da azami ölçüde istifade ettiğimiz kesin. Keşke bu rüzgâr bütünüyle Anadolu'ya da şamil olsa.

HER İLÇEYE BİR FUAR

İstanbul Valiliği'nin her ilçede uygulamaya başladığı 'kitap fuarları', şehrimize büyük bir hareket, heyecan ve şevk katmıştır. Valimiz Davut Gül'ün bu muazzam hizmeti asla unutulmayacak, bütün kitapseverlerin gönlünde yer bulacaktır. Ben Beyoğlu Kitap Fuarı'na katıldım, şimdi Maltepe'de devam ediyor. Ardından diğer ilçelere sıra gelecek. Ne güzel bir fikir. Düşünenler, uygulayanlar var olsun. Son bir hafta içindeki iştirak ettiğim bazı faaliyetleri analım ve devamlarını hayırlısıyla dileyelim. Geçen hafta Cerrahpaşa'da bulunan Hekimoğlu Ali Paşa Kültür Merkezi'nde kıymetli fikir ve dava adamı Musa Serdar Çelebi Bey'i dinledik. Konu çok mühim ve hayatiydi: "Avrupa'daki Türkler ve Türkiye ile Olan Münasebetleri". Sohbet boyunca bir ufuk turuna çıktık âdeta. Türklerin sadece Avrupa'da değil bütün dünyada son yıllarda muhkem hâle gelen büyük rolünü ve üstün gücünü dinledik. Ertesi günü İsmail Hakkı Sezgin Bey "Sultanahmet Sohbetleri"nde Yazı Editörlük ve Medya Kursu'na devam eden ve buradan mezun olan arkadaşlarımıza basın hayatını, tecrübelerini, yayımladığı Türkiye Postası gazetesini anlattı.

BİR ASALET TİMSALİ ÂDİLE SULTAN

Pazar günü Yeni Dünya Vakfı'nda "Eyüpsultan'ın Ebedî Sakinleri" toplantısı için bir araya gelmiştik. Önce rahmetle yâd ettiğimiz Âdile Sultan'ın Eyüpsultan Camii yakınındaki türbesine gittik, ziyarette bulunduk. Tilavet edilen Kur'an-ı Kerim'i dinledik, dualarımızı edip Fatihalarımızı okuduk. Sonra Yeni Dünya Vakfı'nın Genel Merkezi'ndeki güzel salonunda kıymetli tarihçi yazar Can Alpgüvenç Bey'i dinledik. Dinleyiciler, kalabalık salonda Can Bey'i pürdikkat dinledi. Ecdadımızla, tarihimizle, hanım sultanlarımızla iftihar ettik. Zira onlar bir iyilik ve hayır dünyası kurmuştu. Yazarımız, Osmanlı Devleti'ni 634 sene ayakta tutan manevi gücü ve 'hayırda yarışan hanım sultan' Âdile Sultan'ın efsanevi hayatını dile getirdi. Hem Cerrahpaşa'da hem de Eyüpsultan'da dinleyicilere kitaplar armağan edildi. Çarşamba günü Türk Edebiyatı Vakfı'nda "Unutulmayan Edebiyatçılar"ı naçizane ben anlatmaya çalıştım. Ebedî âleme göç etmiş şairlerimizden, yazarlarımızdan kısaca bahsettim. Perşembe günü ESKADER'in düzenlediği "Bâbıâli Sohbetleri"nin 450'ncisinde Dr. Cansever Kayapunar Kesgül Hanım'ı dinledik. "Türk'ün Millî Kimliği-Türk Destanları"nı dinlemeye doyamadık. 450 rakamına dikkat çekerim. "Bâbıâli Sohbetleri" artık Türkiye'nin en büyük toplantı markalarından biri olmuştur. ESKADER yöneticilerini yürekten, gönülden kutluyorum. Ellerine sağlık. İstanbul mübarek bir belde! Bu şehirde yaşayan talihli kullar, inanıyorum ki sahip oldukları nimetlerin farkındadırlar. Hayırlı, bereketli, feyizli ve faydalı faaliyetlere emek veren bütün gönül dostlarına selam olsun.

ARTIK KİTAPLAR HER YERDE

Geçmişte kitap yayıncılığı ekseriyetle İstanbul'da yapılırdı. Bunda tabii ki matbaaların Dersaadet'te bulunmasının tesiri vardı. Teknolojisi İstanbul'da olunca hâliyle kitaplar da burada yayımlanır sonra da Anadolu'ya, oradan da dünyaya yayılırdı. Son yıllardaki güzel gelişmelerden biri de artık bazı şehirlerimizde ciddi bir neşriyat faaliyeti yapılıyor. Dijinal baskı tekniğinin yaygınlaşmasıyla birlikte küçük şehirlerde bile kitap yayımcılığı büyük oranda artmıştır. Ben bunun hayırlı ve iyi olduğunu düşünüyorum. Zira İstanbul'un zaten yükü ağır ve bu neşriyatı yürütmekte zorlanıyor. Anadolu yazarları ile İstanbul'daki yayıncılarla arasında çok sağlıklı bir diyalog yoktu. Bir bakıma Anadolu'daki yayıncılık faaliyetleri bu yükü bir nebze İstanbul'un üstünden almış görünüyor. Artık her şehir 'kendi yağıyla kavrulmaya' başlayacak. Tabii bir kitabın basılması yetmiyor, bu göz nuru, alın teri mahsulü eserlerin hakkıyla tanıtılması, iyice duyurulması da gerekiyor. Bu konuda da görev, mahalli basına düşer öncelikle. Bir de STK'lara. Yine de herkes elinden geleni yapmalıdır.

Gazetecilik yaptığım 1980'li yıllardan beri Anadolu'da yayımlanan dergilere ve kitaplara ayrı bir özen gösterdim, önem verdim. Onları elimden geldiği kadar okumaya, takip etmeye, tanıtmaya ve duyurmaya çalıştım. Şüphesiz bu aynı zamanda bir görev. Zira zor şartlarda yapılan bir yayıncılıktan bahsediyorum. Elbette taşrada yayıncılık zahmetli, külfetli ve meşakkatlidir. Fakat çoğu kıymetli olan bu neşriyatı sahiplenmek de hepimizin ortak mesuliyeti, görevidir. Hepimiz durumdan vazife çıkarmak zorundayız.

ANKARA'DA HECE YAYINLARI

Ankara'da neşriyat hizmetine devam eden yayınevleri var ama bu konuda öne çıkan, istikrarlı ve düzenli biçimde yayıncılık faaliyetinin içinde olan Hece Yayınları'dır. Hece dergileriyle de tanınan kuruluş, özenli biçimde kitapçılık faaliyetlerini aksatmadan sürdürüyor. Bu hayırlı kurumun başında olan Ömer Faruk Ergezen'i kutlarım. Yayınevinden bana ulaşan kitaplardan bahsetmek istiyorum. Bazen şehirler biraz da sakinleriyle, ikamet edenleriyle özdeşir, değerlenir. Bunun kültürümüzde yeri vardır: "Eşşerefü bilmekin" der eskiler. Yani mekânlar oturanlarıyla, sakinleriyle şereflenir. Benim gözümde bugün Ankara'ya değer ve anlam katan yazarlar arasında Mustafa Everdi Bey de geliyor. Ağabeyimizle geçenlerde ESKADER Ödül Töreni'nde teşehhüt miktarı görüştük ama doğrusu fırsat bulup da oturup biraz sohbet edemedik. İnşallah o günler de gelir. Mustafa ağabeyimizin seçkin eserleri Hece Yayınları'ndan çıkıyor. Yeni kitabı bir roman. Adı Erzengiz. Romanı okuyacaksınız ama ben "Öndeyiş"i sunmakla yetineyim şimdilik. Geniş tanıtımlar, tahliller ardından gelir inşallah: "Zerdüşt, dağda düşünceye dalmış. Sabahın alaca karanlığında, tan vaktinde koşuyordu bütün ruhlar ait oldukları bedene. Geceleyin uyku mağarasına sığınmış hepsi. Binlerce kez yaşandığı gibi. Aralarında bir ruhkuşu uyumamış gece boyu. Araf'ta. Duvarı aşamamış o kuş. Yine de çırpınıyor. Güzelliğiyle kendini anlatıyor ya, hâlâ neyi kanıtlamaya çalışıyor burada Kanatları yorgun, demek ki çok uçmuş. Yaşayan bilmiyor mu rüzgârı kendisine çıkardığını Hâlâ bilmiyor mu ölüm onu çelemediğinde ölümsüz olduğunu" Sıra dışı, özellikli bir roman. Okura ufuk açacak bir eser.

GAZZE: VİCDANLARIN ADRESİ

Türkiye'de Gazze, Filistin, Kudüs hakkında yazan vicdanlı bütün şair ve yazarlarımıza selam olsun. Bu insani konularla ilgilenmeyen yazıcılara diyecek sözüm yok. Zaten onların bizim dünyamızda yerleri de, ehemmiyetleri de yok. Yeryüzünde yaşanan dramları, darbeleri, katliamları, soykırımları, felâketleri yazmayanlara edip denilir mi Onlar kendi dar, basit ve süfli alanlarında pespaye paslaşmalarına devam edip dursunlar. Ali Sali, kıymetli bir şair ve yazar. Yüreğe hitap eden edebiyatçılarımızdan. Sözünü ettiğim insan sanatkârlardan. Vicdan, inanç ve ruh sahibi kalem erbabından. Hadramut isimli yeni kitabında birbirinden kıymetli metinler, şiirler var. Kitap bölümleri şöyle adlandırılmış: Şehir Yazıları, Hadramut, Telbis Defteri, Meczibun ve Gazze Defteri. Bu kitaptan bir bölüm seçeceğim. "Gazze Defteri"nın son mısralarını paylaşacağım. "Asiye ve Meryem'in sofrasını/tezyin etmezse azıklar/hicabından gülü kızartan kızlar/tezyin etmezse gözlerimizi/dua için açılan ellerimizi sıvazlamazsa melekler/beyt-ül maksid'in ezanları da susar/susar kanımızdaki zehirin/damarlarımızda çektiği diken/hasretimiz olur tecelli eden esma/kazamız da kaderimiz de /ezan olur bey tül makdis'te."