Zafer ilan edenler, gerçekler ve belirsizlikler...

ABD-İsrail saldırıları askeri başarı gösterse de stratejik hedeflere ulaşamadı; peki gerçek kaybeden sadece İran mı, yoksa küresel sistem mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, İran-ABD-İsrail çatışmasında net bir kazananın olmadığını, aksine uluslararası hukuk sisteminin ve barış düzeninin kaybettiğini savunmaktadır. İsrail ve ABD'nin askeri gücüne rağmen siyasi hedeflerine ulaşamaması, İran'ın direnmesi ve özellikle sivil kayıplar yazarın bu sonuca varmadaki temel dayanağıdır. Ancak daha ciddi soru şudur: Bir çatışmada asıl kaybeden tarafı belirlemek için sadece askeri sonuçlara mı, yoksa uzun vadeli stratejik konumlandırmalara mı bakmalıyız?

Diğer taraftan ABD ve İsrail cephesine bakıldığında, askeri üstünlüğe rağmen siyasi hedefler açısından tartışmalı bir tablo ortaya çıkmaktadır. Rejim değişikliği sağlanamamış, İran iç kamuoyunda beklenen çözülme gerçekleşmemiş ve savaşın kısa sürede sonuçlandırılması mümkün olmamıştır. Bu durum, askeri başarı ile stratejik başarı arasındaki farkı bir kez daha ortaya koymaktadır.

İran'ın kayıplarına rağmen direnmeye devam etmesi, kendi iç kamuoyunda bir "direniş zaferi" olarak sunulabilir. Ancak bu, klasik anlamda bir kazanım değil; daha çok "yenilmemiş olma" durumudur. Aynı şekilde ABD ve İsrail açısından da sahadaki yıkım ve saldırılar başarı sayılamayacağı gibi, stratejik hedeflere ulaşılmadığı gerçeği açık ve net bir şekilde görülmektedir.

*

Peki asıl kaybeden kim

Bu noktada asıl kaybeden sorusu daha geniş bir perspektiften ele alındığında ise gerçek şudur.

İran ağır kayıplarına rağmen hâlâ direniyor olması ve rejimin ayakta kalması zafer değil başarıdır.

ABD ve İsrail ise, öldürme ve yıkımın ötesinde hiçbir hedefe ulaşamamış olması ciddi bir kayıptır. Bu savaşta İsrail'in enerji ve nükleer tesisleri ile üretim merkezleri başkent Tel Aviv başta olmak üzere önemli şehirlerindeki alt yapılar ciddi zarar görmüştür. Savaş sürecinde İsrail halkı sığınaklarda korku içinde bir hayata mahkûm oldukları ise bir diğer gerçektir.

ABD ise hegemonik mücadelede, ekonomik ve küresel düzeydeki siyasi itibar gibi alanda ciddi kayıpları olmuştur. Ancak asıl kaybeden masum İran ve bölge halklarıdır. Zira sivil kayıplar, yıkım ve istikrarsızlık doğrudan toplumları hedef almıştır.

Diğer kaybeden taraf ise uluslararası sistemdir. Hukukun üstünlüğü, Birleşmiş Milletler mekanizmaları ve küresel diplomasi ciddi bir güven erozyonu yaşamaktadır.

Diğer yandan ise küresel ekonomi, enerji arzındaki dalgalanmalar ve artan jeopolitik riskler dünya ticaretini zayıflatmaktadır.

*

Dengesiz Trump ve suç ortağı katil Netanyahu'nun siyasi geleceği...

Donald Trump ve Benjamin Netanyahu