Suriye'de hayaller, çelişkiler ve gerçekler...

Suriye'de hayaller, çelişkiler ve gerçekler...

MEHMET KOÇAK

Suriye'de PYD/YPG ve SDG terör güçlerinin sahadaki beklenmedik hezimeti ve hayali 'Rojava Özerk Yönetimi' projesinin çökmesi, bölücü Kürtler ve onların destekçileri için "büyük bir kopuş ve kırılma"dır.

Çünkü, son zamanlarda Türkiye politikalarını dikkate alan ABD'nin Suriye'deki terör örgütlerini terk etmesi ayrıca Arap, Kürt ve Süryani aşiretlerin saf değiştirmesiyle sahada SDG'nin resmen bitmesine sebep oldu.

Sahada yaşanan gerçekler ise Suriye'de artık SDG'nin olmadığını gösteriyor. Böylece PKK'nın uzantısı PYD /YPG'nin omurgasını oluşturduğu terör örgütü SDG'nin Şam yönetimine entegrasyonuna dönük görüşmeler de sona ermiş oldu.

YPG'nin yardımına koşan PKK'nın dağ kadrosundan oluşan silahlı güçlerin sıkıştığı Ayn el Arab'dan Kamışlı–Derik–Haseke şehir merkezleri ve mahallelerinden oluşan bölgeler Suriye Ordusu tarafından kuşatma altında bulunuyor.

SDG'nin hızlı bir şekilde dağılması ve 10 yıllık (kendilerince) kazanımlarının bu kadar kısa zamanda yok olması ve silahlı terör güçlerinin Suriye ordusu tarafından sıkıştırılması karşısında Suriye dışındaki bölücü örgüt taraftarları ve destekçileri büyük bir şaşkınlık içindedir.

Kopardığı gürültü ve terör eylemlerine dönüşen protestolarda, ABD'ye karşı seslendirilen öfke, yaşanan hezimetin bir şok etkisindedir.

Ateşkes süresinin uzatılmasını fırsat bilen örgütlerin İsrail, ABD ve Avrupa ülkelerinden yardım dilenmeleri ise son bir tutunma çabasıdır.

*

Ankara dikkatli, temkinli ve de kararlı.

Şam yönetiminin en güçlü destekçisi olan Türkiye ise beklentilerinin karşılık bulduğu Suriye'nin Kuzeyindeki gelişmeleri yakından takip ediyor.

Aslında Şam yönetiminin kazanmasını sağlayan kahramanları ise hiç şüphesiz Başkan Erdoğan'ın güçlü liderliği ve kararlılığının yanında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile MİT Başkanı İbrahim Kalın'dan oluşan 3'lüdür.

Nitekim, DEM Partililer, Suriye'de son 10 yılda PKK'nın uzantıları olan örgütlerin, ABD desteğiyle siyasal ve idari başta olmak üzere elde ettiği tüm kazanımlarını kaybetmiş olması ve sahada yaşanan hezimetin baş sorumlusu olarak gördüğü Başkan Sayın Erdoğan'ın liderliğindeki Türk hükümetine karşı tepkilidir.

Zaman zaman TBMM'deki sert tartışmalarda bazı DEM Partililerin Dışişleri Bakanımız Sn. Hakan Fidan'ınistifasını istemesi de o tepkinin bir sonucudur.