Müzakereden büyük savaşa...

*

Ortadoğu'da Hesaplaşma...

Aslında bu savaş ilanı tamamen sürpriz de olmadı. Çünkü Epstein Trump'ın uzun süredir İran'a yönelik sert söylemleri, tehditleri ve müzakere sürecine rağmen askeri seçeneği sürekli gündemde tutması, savaş ihtimalinin hiçbir zaman ortadan kalkmadığını gösteriyordu. Küçümseyen, aşağılayan ve sürekli tehditler savuran bu sapık, kısa süre içinde yeniden savaşın fitilini ateşleyeceği zaten bekleniyordu.

Böylece, ABD Başkanı Epstein sanığı Donald Trump'ın İran'ı "yok etmekle" tehdit ederek savaş kararı aldığını açıklaması ve buna karşılık İran Meclis Başkanı ve üst düzey müzakereci Muhammed Bakır Kalibaf'ın "müzakere dönemi kapanmıştır" yönündeki açıklaması, taraflar arasındaki diplomatik sürecin fiilen sona erdiğini ve krizin yeniden askerî bir safhaya taşındığını göstermektedir.

Bu gelişme, aylardır dile getirilen "ateşkes" kalıcı bir barış değil, tarafların yeniden hazırlanmasına imkân sağlayan geçici bir süreç olduğunu doğrular niteliktedir. Görünen o ki, diplomasi masası yerini yeniden silahların gölgesine bırakmıştır.

Bugün yaşananlar, ateşkeslerin tek başına kalıcı barış anlamına gelmediğini bir kez daha ortaya koymuştur. Diplomasiye rağmen yeniden savaşa dönüşün baş müsebbibi ise 'Epstein sapığı Trump'ın olduğu şüphe getirmez bir gerçektir.

*

Yeni bir insanlık faciasına izin verilmemeli...

Bugün ABD-İsrail ittifakı ile İran arasında yaşanan krizlerin kapsamlı ve kalıcı bir anlaşmayla sonuçlanamamasının asıl sebebi, taraflar arasındaki derin güven bunalımı ile birbirine tamamen zıt görüş, niyet ve stratejik hedefler yatmaktadır.