Mekke Anlaşması, bölgedeki dengeleri değiştirecek mi

Çünkü her anlaşmanın bilinen kadar bilinmeyen, görünen kadar görünmeyen tarafları vardır.

Kısacası, madalyonun bir de öteki yüzüne bakmalı...

*

Bu anlaşma nasıl uygulanacak ve bu anlaşma nereye evrilecek

Bugün cevap bekleyen temel soru şudur:

Mekke Anlaşması, üç ülke arasındaki savunma iş birliğinden ibaret mi kalacaktır; yoksa zaman içerisinde daha kapsamlı, kurumsal ve kalıcı bir bölgesel güvenlik mimarisinin temelini mi oluşturacak

Bu sorunun cevabı, yalnızca Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan açısından değil, bütün bölge açısından önem taşımaktadır.

Zira ortaya çıkan yapı, üç farklı stratejik kapasiteyi aynı zeminde buluşturuyor.

Türkiye'nin güçlü ve giderek çeşitlenen savunma sanayii kapasitesi, Suudi Arabistan'ın ekonomik ve finansal gücü ile Pakistan'ın geniş askeri tecrübesi ve nükleer caydırıcılığı aynı denklem içerisinde değerlendiriliyor.

Eğer, süreç iyi yönetilirse Mekke Anlaşmasının kurucu ülkeleri ve daha sonraki katılımcı ülkeler için büyük avantajlar ve fırsatlar doğacaktır.

Bu anlaşma aynı zamanda bölgenin barış, huzur ve güveni için de ayrı bir anlam ve önem ifade etmektedir.

Dolayısıyla bu anlaşmayı yalnızca klasik anlamda bir savunma anlaşması olarak görmek eksik kalabilir.

Ancak asıl mesele anlaşmanın imzalanmış olması değil. Asıl mesele, bu anlaşmanın bundan sonra nasıl uygulanacağı ve nereye evrileceğidir.

Çünkü uluslararası ilişkilerde bir anlaşmanın yalnızca metnine bakmak çoğu zaman yeterli değildir. O anlaşmanın hangi şartlarda ortaya çıktığı, hangi güvenlik ihtiyacına cevap verdiği, tarafların hangi kapasitelere sahip olduğu ve zaman içerisinde hangi mekanizmalarla hayata geçirileceği en az metin kadar önemlidir.

*