Kılıçdaroğlu'nun ise strateji belirleme kabiliyetinden yoksun, siyasi öngörü kapasitesi bakımından ise ne derece yetersiz olduğu görülmektedir.
Destekçileri özür beyanını bir özeleştiri ve samimiyet göstergesi olarak değerlendirseler de yaşananların siyasi bir öngörüsüzlük olduğu açıktır.
Sonuç olarak, siyasette özür dilemek ve hataları kabul etmek önemli ve erdemli bir itiraftır.
Ancak, devletin bekası söz konusu olduğunda, siyasi aktörlerden olayları yıllar sonra değil, zamanında ve doğru şekilde değerlendirmesi bir anlam ifade eder.
*
Erdoğan'dan da özür dilemeli...
15 Temmuz ve sonrasında yaşananlar Türkiye'nin yakın siyasi tarihinin en önemli kırılma noktalarından biridir. Bu döneme ilişkin yapılan değerlendirmeler ve özeleştiriler, toplumsal hafıza ve siyasi sorumluluk açısından önem taşımaya devam etmektedir.
Bu nedenle, Kılıçdaroğlu bugün yanlışını itiraf ederek sadece CHP'lilerden dilemesi yeterli değildir. Eğer vaatlerinde samimi ise 15 Temmuz 2016 gecesinde canı pahasına darbe girişimine karşı çıkarak demokratik düzeni savunan Türk milletinden, ayrıca o dönemde ağır eleştirilerle hedef aldığı Başkan Sayın R. Tayyip Erdoğan'dan da özür dilemelidir.
Yine, geçmişte tarafsızlığı ve meşruiyetini eleştirip suçladığı yargı mensuplarının CHP'nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verilen yargı kararıyla yeniden CHP genel başkanlık makamına dönme şansını elde eden Kılıçdaroğlu, suçlayıp karaladığı o yargı mensuplarından da özür dilemeli.
Bu aynı zamanda siyasi ahlakın ve yanlışlardan arınmanın ayrıca bir gereğidir.
Diğer bir gerçek ise şudur:
Eğer, Kılıçdaroğlu 15 Temmuz akşamı MHP lideri Sayın Bahçeli

15