İran'la savaş mı Darbe mi Müzakere mi

İran'la savaş mı Darbe mi Müzakere mi

MEHMET KOÇAK

Bölgesel tansiyonun arttığı son dönemde ABD Donanması'na bağlı bir taarruz gücünün Ortadoğu'da konuşlandırılması ve İran'ın "Askeri operasyon ve rejim değişikliği" tehditleri, "Ortadoğu'yu sarsacak yeni bir savaşın başlayacağı endişelerine sebep oluyor.

Dünya başkentlerindeen çok sorulan sorulardan biri, "Trump, İran'a gözdağı mı vermeye çalışıyor" Yoksa İran'la gerçekten savaş mı istiyor

Eğer, gözdağı veya savaş değilse; darbe mi yapmayı planlıyor Veya müzakere mi istiyor

Şeklinde kafa karışıklığına sebep olan birçok soruya cevap bulmak gerçekten çok zor.

Çünkü Trump, "blöf" ve "öngörülemezlik" stratejileriyle hareket ediyor.

Trump'ın vites küçülterek gerilimi düşüren açıklamaları ani bir U dönüşüyle saldırı veya savaşa dönüşebiliyor olması onu anlamayı zorlaştırmaktadır.

Örneğin, "ABD saldırdı saldıracak" tartışmaları devam ederken, Trump, 'İran'da yapılması beklenen infazların durdurulduğunun ve sivillerin öldürülmesinin sona erdiğini kendilerine bildirildiğini söyleyerek, operasyon olmayacağı imasında bulunmuştu'. Şimdi ise aynı Trump, "Askeri operasyon ve rejim değişikliği"ne yol açacak "sürpriz" bir askeri müdahaleden söz ediyor.

Diğer yandan ise Başkan Trump, Irak'ta başbakan adayı gösterilen İran yanlısı eski başbakanlardan Nuri el-Maliki'nin adaylığını veto ederken, İran'ı tam bir yalnızlığa itmek için Avrupa ülkelerinden "maksimum baskı" istiyor.

Trump'ın haydutluğu ve uluslararası hukuku hiçe sayan tavırları hem üzücü hem de hiç şüphesiz utanç vericidir.

Ancak ondan da üzücü ve utanç verici olan ise Avrupa Birliği'nin İran karşıtı politikalarıdır.

Ne hazindir ki, Avrupa başkentlerinden Washington'a "sadakat" mesajları birbiri ardına sıralanırken, Trump'ın talimatına boyun eğen AB, İran DEVRİM MUHAFIZLARI'nı terör örgütü ilan etti.

Böylece AB, bir kez daha savunucusu olduğu, hukukun üstünlüğüne temel esas kabul eden demokratik değerler ile uluslararası hukuktan uzaklaştığını göstermiş oldu.

Diğer bir ifadeyle AB, Trump'ın yönlendirmesiyle Siyonizm'in dümen suyuna girmiş oldu.

Ankara devrede

ABD-İran krizinde Türkiye'nin devreye girmesi, çok doğru ve faydalı olduğu kadar onurlu ve şahsiyetli bir dış politika girişimidir.

Ayrıca, Başkan Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın 3 ve 4 Şubat tarihlerinde Suudi Arabistan ve ardından Mısır'a gerçekleştireceği ziyaret, ABD ile İran arasında karşılıklı restleşmelerin devam ettiği bir zamanda gerçekleşecek olması bakımından ayrı bir önem taşımaktadır.