Türkiye, Birleşik Libya için güçlü bir arabulucu rolünü üstlenmiş durumda.
2019-2020 Trablus savaşı sırasında Türkiye, BM tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni (UMH) destekledi ve Hafter güçlerinin Trablus'u ele geçirme girişiminin başarısızlığa uğramasında askerî olarak belirleyici rol oynadı.
Dolayısıyla o dönemde Türkiye açısından Hafter, doğrudan karşı taraftaki askerî aktördü.
Bugün ise tablo farklı. Ankara bir taraftan Abdulhamid Dibeybe, başbakanlığındaki Trablus merkezli kurumlarla ilişkilerini sürdürürken, diğer taraftan Hafter ailesi ve doğu Libya'daki askerî-siyasi yapıyla doğrudan temas kuruyor. Bu, Türkiye'nin Libya'daki bütün önemli güç merkezleriyle konuşabilme kapasitesini artırıyor.
Özellikle Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın Bingazi'de Saddam Hafter ile görüşmesi, doğu ve batıdaki yönetimlerin ve askerî güçlerin tek bir otorite altında birleştirilmesi konusunun ele alındığının açıklanması bakımından dikkat çekiciydi.
Çünkü ekonomik, enerji, güvenlik ve Doğu Akdeniz çıkarlarını korumak adına Türkiye için Libya, stratejik açıdan oldukça önemli.
Ankara'nın tek bir Libya aktörüne yaslanmak yerine ülkenin doğusundaki ve batısındaki güç merkezleriyle aynı anda ilişki kurarak birleşme sürecinde arabulucu/dengeleyici bir rol üstlenmeye çalışmasının sebebi de bu.
Türkiye, Libya'daki siyasi süreçte temel sorunlardan biri olan Libya'nın doğu-batı bölünmüşlüğünü sona erdirmek tek ve işleyen devlet kurumları oluşturulmasını hedefliyor.
*
Birleşik bir Libya için model arayışları
Libya yeniden nasıl tek bir devlet, tek bir siyasi otorite ve tek bir güvenlik yapılanması altında birleşebilir Sorularına cevap olacak bir model arayışları ise hâlâ devam ediyor.
Evet, 'Birleşik Libya' hâlâ mümkün; hatta 2026 itibarıyla mesele "Libya birleşebilir mi"

22