Alman aşırı sağının engellenemeyen yükselişi

Bugün Almanya'da sorun sadece AfD'nin yükselişi değildir. Asıl mesele, merkez partilerin bu yükselişi durduracak toplumsal ikna gücünü kaybetmesidir. Eğer CDU/CSU ve SPD başta olmak üzere geleneksel partiler halkın ekonomik ve sosyal kaygılarına gerçekçi çözümler üretemezse, aşırı sağ sadece sandıkta değil, Almanya'nın siyasi geleceğinde de daha belirleyici bir aktör haline gelecektir.

Ayrıca; AfD'nin yükselişi, yalnızca göçmen karşıtlığıyla açıklanamaz. Ekonomik daralma, hayat pahalılığı, enerji krizi, güvenlik kaygıları ve mevcut hükümete duyulan memnuniyetsizlik, Alman seçmeninin bir bölümünü radikal söylemlere yöneltmektedir. Bu durum, Almanya'da siyasal merkezin çözüm üretme kapasitesinin sorgulandığını göstermektedir.

Ancak bu endişeli durum sadece Almanya için değil, Avrupa Birliği'nin geleceği açısından da alarm verici bir gelişmedir.

*

Alman Aşırı Sağının Yükselişi: Avrupa İçin Yeni Bir Dönemin Eşiği mi

Aşırı sağın yükselişi yalnızca Almanya ile sınırlı değildir. Fransa'dan Hollanda'ya, İtalya'dan Avusturya'ya kadar Avrupa'nın birçok ülkesinde benzer bir eğilim dikkat çekmektedir.

Anket sonuçlarının önümüzdeki genel seçimlere benzer şekilde yansıması halinde, aşırı sağın artık geçici bir dalga değil, Almanya ve Avrupa siyasetinin geleceğinde belirleyici bir aktör olabileceğini göstermektedir.

Böyle bir durum yalnızca siyasi dengeleri değiştirmekle kalmayacak; ülkelerin genelinde radikal dönüşümlerin de önünü açacaktır.

Bu ihtimal, başta aşırı sağa karşı konumlanan Alman ve Avrupa siyasetini, özellikle Almanya ile diğer Avrupa ülkelerinde yaşayan, çoğunluğunu