Ancak bütün bu olumsuzluklar ve karşılıklı tehditlerin gölgesinde Washington ile Tahran arasında yoğun bir arka kapı diplomasisi yürütüldüğü de açıktır.
Anlaşma Bilmecesi
İran ile ABD arasında yürütülen müzakereler adeta bir bilmeceye dönüştü.
Zenginleştirilmiş uranyum stoklarının ortadan kaldırılması, nükleer altyapının sökülmesi, füze programına sınırlamalar getirilmesi ve İran'ın bölgedeki müttefik ve vekil güçlere verdiği desteğin sona erdirilmesi, Washington ve Tel Aviv'in öncelikli şartları arasında yer alıyor.
"İran asla nükleer silaha sahip olmayacak; bütün bu sürecin amacı budur" şeklinde açıklamalarda bulunan Trump ve Katil Netanyahu'nunbu görüşte ısrarlı oldukları diğer bir gerçektir.
Ancak İran'ınsöz konusu şartları kabullenmesi mümkün değil.
Çünkü talepler yalnızca nükleer programı değil, aynı zamanda İran'ın güvenlik doktrinini, bölgesel nüfuz stratejisini ve rejimin temel dayanaklarından bazılarını doğrudan ilgilendiriyor.
İşte tam da bu nedenle tarafların kamuoyu önünde sergilediği sert tutuma rağmen, perde arkasında yürütülen diplomasi trafiği ve gizli pazarlıklara ilişkin haberler dikkat çekiyor. Özellikle anlaşmanın

33