Yıl 1983... 12 Eylül 1980 askerî darbesinin üzerinden 3 yıl geçtikten sonra seçimler yapılacaktır.
Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Bülent Ecevit ve Alparslan Türkeş siyasî yasaklıdır ve partileri kapatılmıştır. Kapatılan Adalet Partisi'nin yerine kurulan Doğru Yol Partisi seçimlere alınmamıştır. Seçimlere sadece üç parti, (Anavatan Partisi, Halkçı Parti, Milliyetçi Demokrasi Partisi) katılmıştır.
Televizyonların tek kanal olduğu dönemde bile seçimlere katılan üç partinin genel başkanı TRT'de kozlarını paylaşmaktadırlar. Konu Boğaziçi Köprüsü'nün satılması meselesidir.
Turgut Özal, "Boğaziçi Köprüsü'nü satacağım" derken, karşısındaki Halkçı Parti Genel Başkanı Necdet Calp, "Satamazsınız beyefendi, sattırmayız!" demektedir. Özal, "Gelirini satacağız" diye düzeltmesine rağmen karşısındaki genel başkanlar "Satamazsınız" demektedirler.
Seçime kazanan Özal, daha sonra cumhurbaşkanı olmuştur, ama Boğaziçi köprüsünü daha doğrusu "gelirini" satamamıştır.
Bunu neden mi anlattık
Geçen sene "15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve ülke genelinde otoyollar satılıyor" iddiası ortaya çıkınca, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı 12.02.2025 tarihinde iddiaların kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir dezenformasyon kampanyası olduğunu açıklarken, "Doğrusu; otoyol ve köprülerin "satışı" hukuken mümkün değildir. Mülkiyet devlette kalmakta olup, yalnızca belirli süreyle işletme ve bakım hakkının özel sektöre devri söz konusu olabilmektedir. Bu uygulama da mevcut hükümet dönemine özgü değildir" denilmişti.
Bir yıl sonra konu yine gündeme geldi.
Cumhuriyet tarihinin rekor faiz ödemesi Ocak'ta 456 milyar lira (yaklaşık 10 milyar dolar) yapılırken, iki köprü ve 7 otoyolun özelleştirilip 3 milyar dolar gelir beklendiği yazıldı. Pek çok kişi tepki gösterirken, bunlardan birisi de Ankara Milletvekili İdris Şahin'in, "Bu nasıl ekonomi Milletin altın yumurtlayan tavuğunu kesip, faize peşkeş çekmek mi Bunun millete izahı var mı" şeklindeki tepkisiydi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, kamuoyunda "özelleştirme" olarak aktarılan sürecin, değer belirleme, finansal analiz ve fizibilite amaçlı danışmanlık hizmeti alımı kapsamında olduğunu belirtirken, bu tür çalışmaların her zaman yapılan "rutin uygulama" olduğunu söylüyor. Ancak iki senedir bu iddialar ortaya atılıyor.
Ateş olmayan yerden duman tütmezmiş...
***
MECLİS'TE HAYALET VEKİLLER!
Geçtiğimiz ay Meclis'te olmamasına rağmen "yoklama pusulası" gönderen bir milletvekiline Meclis Başkanvekili Celal Adan çok sert tepki göstermiş ve bunu "ciddî bir saygısızlık, terbiyesizlik ve ahlâksızlık" olarak değerlendirmiş ve TBMM'ye yakışmadığını söylemişti.

11