Mülâkat mağdurları ile kart memurları

Seçim meydanlarında verilen sözlerden biri de kamuya alımlarda mülâkatın kaldırılmasıydı.

Aradan geçen zamana rağmen bırakın kaldırılmasını, mülâkat uygulaması bütün hızıyla devam ediyor. Sonuçta binlerce mülâkat mağduru ortaya çıktı.

Özellikle öğretmen alımlarında uygulanan mülâkat sistemini eleştiren eğitim sendikaları, kamu vicdanında karşılığı olmayan, ürettiği sosyal maliyet telafi edilemeyen ve öğretmen adayından çok mağdur üreten bu uygulamanın hâlâ sürdürülmesini kabul edilemez buluyor.

KPSS'den yüksek puan almasına rağmen mülâkatta elenen memur adayları bulunurken, diğer yandan "istisnaî kadro" adı alında imtihansız, mülâkatsız memur atamaları yapılıyor. Basın danışmanlığı ve özel kalem bazı kişiler daha sonra farklı görevlere atanıyor. Yeni kadro tahsis edildiğinde ise eski kadrodakilerin, kamuoyunda "kart memuru" olarak adlandırılan şekilde işe gitmeden maaş almaya devam ettikleri görülmektedir.

Konu Meclis genel kurulda bir karışıklığa ve karşılıklı atışmalara neden oldu.

Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, iktidar partisi grup başvekilini kast ederek, "Sınava girmeden memur olamazsın. KPSS'ye giren öğrencilerin hakkını çalmışsın" dedi. Hedef alınan grup başkanvekili bunun yasal olarak verilmiş bir hak olduğunu belirterek kendisini savundu.

Oturumu yöneten MHP'li Meclis Başkanvekili Celal Adan'ın, "Allah diyen, demokrasiye inanan 30 bin lira aylığı olmasına rağmen Cenab-ı Allah'a şükredip isyan etmeyen çok büyük bir milletiz" şeklindeki sözleri ise dikkat çekti.

Bir tarafta açlık sınırının çok altında gelirle hayat mücadelesi veren asgarî ücretliler ve emekliler, diğer tarafta işe gitmeden maaş alan "kart memurları"...

Bir yanda 30 bin liraya şükretmek zorunda bırakılan insanlar, diğer yanda bakanlıklar önünde hak ararken ters kelepçe ile gözaltına alının mülâkat mağdurları...

Ülkeyi yönetenler gelir adaletsizliğini, milyonlarca insanın açlık sınırının altında yaşadığını ve mağduriyetleri görmüyor. Görselerdi "ekonomi iyi yolda" demek, yerine çözüm üretilirdi.

Bu tablo, yalnızca ekonomik bir sorun değil; aynı zamanda adalet ve eşitlik sorunudur.

***

CHS YÜRÜMÜYOR

Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin (CHS) Türkiye'ye uymadığı her geçen gün daha net görülüyor. Sistemin yürürlüğe girdiği ilk yıllarda aksayan yönlerinin düzeltilmesi amacıyla komisyonlar oluşturulacağından söz edilmişti. Ancak bugün yeni anayasa tartışmaları yeniden gündeme gelirken, CHS'nin kendisi neredeyse hiç konuşulmuyor.

Oysa tek bir kişinin belirleyici olduğu bu sistemin sağlıklı işlemediğini gösteren pek çok örnek var. Bir gece bir üniversitenin kapatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı yayınlanırken, 24 saat geçmeden aynı üniversitenin eğitim faaliyetlerine devam edeceğine dair yeni bir karar alınabiliyor.

CHS'yi en iyi anlatan örneklerden biri de Resmî gazetede yayınlanan bir kararnameydi.

Başlık, "Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi" yazıyor. Devamında ise "Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı hakkında Cumhurbaşkanı kararnamesinde değişiklik yapılmasına dair cumhurbaşkanlığı kararnamesi..." yer alıyordu. Sistemin özeti bu.