Siyasî tarihimizde demokrasiye ve siyasî ahlâka ilişkin tartışmaların simge olaylarından biri hiç kuşkusuz Güneş Motel olayıdır.
1977 yılı sonunda CHP Lideri Bülent Ecevit'in, hükûmet kurabilmek veya gensoruyla iktidarı düşürmek için Adalet Partisi'nden istifa eden milletvekilleriyle İstanbul Florya'daki Güneş Motel'de yaptığı "gizli görüşmeler" ve "milletvekili transferleri", "siyasî etik/ahlâk" krizlerinin en önemli dönüm noktalarından biri olarak tarihe geçti.
5 Haziran 1977 seçimlerinde, Ecevit'in genel başkanı olduğu CHP yüzde 41,4 oyla birinci parti olmasına rağmen tek başına iktidar için gereken salt çoğunluğa ulaşamadı. Ecevit'in kurduğu azınlık hükûmeti güvenoyu alamayınca, Süleyman Demirel liderliğinde AP, MSP ve MHP'den oluşan 2. Milliyetçi Cephe Hükûmeti kuruldu.
CHP, hükûmeti düşürmek için arayışa girdi. Aralık 1977'deki yerel seçimlerin ardından AP'den istifa eden 11 milletvekili Ecevit'le gizli görüşmeler yaptı. Ecevit'in kuracağı hükûmeti güvenoyu verme karşılığında 11 milletvekili kabinede bakanlık görevi aldı.
Bu olay, siyasî etik açısından uzun yıllardır tartışılıyor.
***
"PARLAMENTONUN BU DURUMA DÜŞMESİ FELAKET"
Güneş Motel olayını bugün yeniden hatırlamamızın nedeni, aradan geçen yıllara rağmen milletvekili transferlerinin siyasetin gündeminden düşmemiş olmasıdır.
2023 Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Seçimleri'nin üzerinden üç yıl geçti. Bu üç yılda siyasette transferler hep gündem oldu.
Üç yılda İYİ Parti'den 8, Gelecek Partisi'nden 4, CHP'den 2, YRP ve DEVA Partisi'nden 1'er milletvekili olmak üzere toplam 16 milletvekili AKP'ye geçti.
Transferleri bizzat yönettiği anlaşılan Erdoğan'ın sözleri hatırlayalım:
2018 yılında, İYİ Parti'nin seçimlere katılabilmesi için CHP'den 15 milletvekilinin İYİ Parti'ye geçmesi eleştiren Erdoğan, "Bu nasıl bir iş Bunun ahlâkî bir yanı olabilir mi Demokrasinin nezaheti, nezaketi bu anlayışlarla olmaz. Onun için de bu işin çözüm yeri sandıktır" ifadelerini kullanmıştı.
Erdoğan, bunun Güneş Motel olayından çok daha öte bir durum olduğunu söylerken, "parlamentonun bu duruma düşmesinin bir felâket" olduğunu söylemişti.
Bir de Erdoğan'ın şu sözlerini hazırlıyoruz:
"Bir insan bir partinin bayrağı altında seçime giriyorsa, o parti ile hareket eder. Ayrılıyorsa da sadece partiden ayrılmaz. Eğer dürüstse o zaman parlamentodan ayrılır. Milletvekilliğinden ayrılır. Olması gereken ahlâkî durum bunu gerektirir..."
Siyasette dün söylenen sözlerin bugün de hatırlanması gerekir.

22