Türkiye'nin gündemi ağır…
Ekonomik kriz, emeklilerin ve çalışanların geçim derdi, Suriye'de yaşanan gelişmeler tartışılırken, geleceğimiz olan çocuklarımızın yaşadığı maddî ve manevî çöküş ne yazık ki önemsenmemeye devam ediyor. "ocuk cinayetleri" ise çoğu zaman birkaç satırlık haberden ibaret kalıyor.
Oysa çocuklarımızı tehdit eden uyuşturucu belâsı, ahlâkî çözülme, internet ve televizyonlardaki zararlı içerikler, sanal kumar ve bahis meselesi artık ertelenemez bir noktaya gelmiş durumda. Bu problemler yeterince konuşulmuyor; konuşulmadığı, tartışılmadığı için de etkili tedbirler alınamıyor. Tedbir alınamadıkça tehlike büyüyor.
2014 yılında dönemin Hükûmet Sözcüsü Bülent Arınç, alkol ve uyuşturucuya başlama yaşının düştüğüne dikkat çekerek, "Bu bir alarm değil midir" diye sormuştu. Üzerinden 12 yılı aşkın bir zaman geçti. Bugün gelinen noktada Arınç'ın yaptığı uyarıda ne kadar haklı olduğu ortada.
Hükûmetin yerinde ve zamanında etkili tedbirleri alamaması sebebiyle tablo daha da ağırlaştı; sanal kumar yaygınlaştı, çocuk cinayetleri sıradanlaşmaya başladı.
Son günlerde 15–16 yaşındaki çocuklar, yine aynı yaştaki çocuklar tarafından öldürülüyor. Ahmetler, Atlaslar toprağa düşerken sormak gerekiyor: Asıl sorumlu kim Bu suçlar yalnızca çocuklar hedef gösterilerek çözülmüş zannedilecek suçlar mıdır, yoksa burada çocukları korumayan, şiddeti önlemekte geciken politikaların ve politikacıların da suçu var mıdır
ocuklar sokak ortasında öldürülüyorsa mesele şahsî değil, suçlu sistemin kendisi değil midir Devletin sosyal ve hukukî sorumluluğu nerede durmaktadır
TÜİK verileri durumun vahametini açıkça ortaya koyuyor. Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 2024'te, bir önceki yıla göre % 9,8 artarak 612 bin 651'e ulaştı. Bu çocukların önemli bir kısmı yaralama, hırsızlık, uyuşturucu kullanımı ve tehdit gibi suçlarla anılıyor. Bu tablo, sadece güvenlik meselesi değil; aynı zamanda derin bir sosyal çöküşün de göstergesi.
***
TEHLİKE BÜYÜK
Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal'ın da ifade ettiği gibi, "Bu çocuklar bir sabah uyanıp katil olmuyor." İşlevsiz ve siyasallaşmış bir eğitim sistemi, parçalanmış aile yapıları, uyuşturucu ve çeteleşmenin kol gezdiği mahalleler ve devletin sosyal politikalardan sistemli biçimde çekilmesi bu sonucu doğuruyor. Hukuk ise çocuğu koruma iddiasıyla mağduru görünmez kılan bir biçimde uygulanıyor; bu da toplumsal adalet duygusunu derinden yaralıyor.
Bir başka büyük tehlike ise dijital ihmal...
Avrupa ülkeleri sosyal medya kullanımına sınırlamalar getirirken biz hâlâ hazırlık aşamasındayız.

15