Akreditasyon ayıbı

Kuvvetler ayrılığı ilkesi, iktidarın tek elde toplanmasını önleyerek temel hak ve özgürlükleri koruyan en önemli demokratik mekanizmalardan biridir.

Yasama, yürütme ve yargının birbirini denetlemesi; demokrasinin sağlıklı işlemesinin temel şartı olarak kabul edilir. Ancak 2018'den itibaren uygulanmaya başlanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte bu denge önemli ölçüde zayıfladı.

Parlamenter sistemde yer alan başbakanlık ve Bakanlar Kurulu kaldırıldı. Yürütme yetkisi doğrudan Cumhurbaşkanı'nda toplandı. Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yürütmenin alanı genişledi. Bazı hukukçular da bu nedenle Türkiye'de "kuvvetler ayrılığı"nın zayıfladığı ve sistemin "kuvvetler birliği"ne yaklaştığı değerlendirmesini yapıyor.

***

DÖRDÜNCÜ KUVVET OLMAKTAN IKARILDI

Demokrasilerde "basın" yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen dördüncü kuvvet olarak tanımlanır. İktidarı denetleme görevi de olan, hürriyetlerin korunması için kritik bir kontrol mekanizması vazifesi gören basın da yeni sistemde dördüncü kuvvet olmaktan çıkarıldı.

Böyle olunca da, 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'ne göre Türkiye, 180 ülke arasında 163. sıraya gerileyerek basın özgürlüğü konusunda "kötü" kategorisinde yer aldı. Geçen yıla göre 4 sıra gerileyen Türkiye, son 25 yılın en düşük seviyelerinden birini yaşarken, basın özgürlüğü konusunda dünyanın en kötü 18. ülkesi konumunda bulunuyor.

Türkiye'nin basın hürriyeti konusunda bu kadar kötü duruma düşmesinin birçok nedeni var. İlan kesme ya da vermeme, yayın durdurma, resmî ilan vermeme bunlarda birkaçı. Bu kötü duruma düşülmesinin bir nedeni de yıllardır medyaya uygulanan akreditasyon uygulaması.

Milletin haber alma hakkını engelleyen en büyük ayıplardan birisi olan akreditasyon (gazeteciler ve gazeteler arasında ayrımcılık) bu dönemde alabildiğinde yaygınlaştı.

Cumhurbaşkanı'nın, bakanların ve hatta bakanların ziyaret edeceği STK'ların programlarına 'muhalif' olarak nitelendirilen gazeteciler davet edilmiyor; gitseler bile içeri alınmıyor.

İktidara muhalif olarak nitelendirilen gazeteciler ancak halka açık yerlerde soru sorma imkânı bulabiliyor. Medyanın soru sorabildiği bir mekânlardan birisi Meclis. Basın kartı olan gazetecilerin girebildiği Meclis'te, akreditasyona tâbi tutulan muhabirler soru sorma imkânı bulabiliyor ancak çoğu zaman ya tersleniyor ya da muhatabından cevap alamıyorlar.

***

7 YILDIR BASIN KARTLARI YENİLENMİYOR

Tam da burada şunu da söylemeden geçmeyelim: Sürekli basın kartı dâhil yüzlerce gazetecinin basın kartı Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından 2019 yılından beri yenilenmiyor. Bu gazeteciler Meclis'e giremedikleri ve başka mekânlardaki toplantılarda akreditasyon uygulandığı için cumhurbaşkanı başta olmak üzere bakanlara soru sorma imkanı bulamıyorlar.