Yazar, siyasetçilerin her konuyu kutuplaştırma aracı haline getirdiğini ve bunun toplumsal birliği yok ettiğini savunuyor. Kahramanmaraş okul saldırısında ölen 11 yaşındaki Yusuf Tarık Gül'ün babasının KHK'li olması sebebiyle cenazesinin ihmal edilmesini örnek göstererek, acı anlarında bile siyaset yapılan ülkede vicdanın eridiğini göstermek istiyor. Ama siyasetçileri suçlamaktan ziyade, dil düzelmeden siyasetin düzelmeyeceğini söyleyen yazar, bu düzelmişliğin toplum tarafından talep edilip edilmeyeceğini sorguluyor?
Öyle durumlar vardır ki siyasete malzeme yapılmaması gerekir. Maalesef öyle olmuyor.
Başta siyasetçiler olmak üzere STK'lar ve medya, 86 milyonu ilgilendiren her konuyu siyaset malzemesi yapıyor. Hemen kutuplaşma ve ayrımcı bir tavır içine girilip taraf olunuyor.
"Yanlış yapıyoruz, bu üslûbu terk edelim" demek kimsenin aklına gelmiyor. Hep karşı taraf suçlanıyor. Oysa her geçen gün artarak devam eden siyaset dilindeki kirlenme, toplumun kutuplaşmasına yol açıyor.
Ülkenin asgarî müşterekte birliğe, siyasetçilerin ise sükûnete ihtiyacı var. Siyaset artık çatışma aracı olmaktan çıkarılmalı; kamplaşma, kutuplaştırma ve gerginliği yükseltme vasıtası olmamalı. Ne var ki, seçmeni konsolide etmek adına bu ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı ve kirli dil devam edip gidiyor.
***
ACIDA DA AYRIŞMA
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan okul saldırıları sonrasında da maalesef bunu yaşadık. Hiç ama hiç siyaset malzemesi yapılmaması gereken, 11-12 yaşında çocuğunu aynı yaşlardaki bir cani tarafından öldürülmesiyle derin bir üzüntü içinde olan ailelerin yaşadığı acı hesaba katılmadan bu dil kullanılmaya devam ediyor.
Oysa siyasetçilerin yapması gereken; eğitim, güvenlik, manevî eğitimin eksikliği, bozulan aile yapısı ile ekonomik, sosyal birçok meseleye çare olmalarıdır.
Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç geçtiğimiz hafta bir konuyu gündeme getirdi.
Muhalefetin getirdiği bütün önergeleri reddeden AKP ve MHP'nin yine reddettiği "eğitim kurumlarında şiddet olaylarının sebeplerinin araştırılmasıyla" ile ilgili Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi üzerine konuşan Öztunç, Kahramanmaraş'da okulda öldürülen çocukların yaşlarını ve isimleri okuyarak başlarken bu konunun siyasallaştırılmamasını istedi.
Aynı saldırıda öldürülen 9 çocuktan birisi olan 11 yaşındaki Yusuf Tarık Gül'e uygulanan ayrımcılığı dikkat çekerek, "Babası KHK'liydi, Beş buçuk-altı yıl yatıyor, beraat ederek cezaevinden çıkıyor. Acı olan ne biliyor musunuz Bu çocuğun cenazesine bir tane bile bakan gelmedi. KHK'li olabilir babası. 11 yaşında çocuk öldü, bunun cenazesine niye, neden gelinmez" diye sorup Gül'ün hayallerini yazdığı notu Meclis kürsüsünden okudu.
Aynı konuda konuşan Yeni Yol Grup Başkanvekili Bülent Kaya da, "Konuşmamızın objesi, Yusuf Tarık Gül'ün babası değil, kendisi. 11 yaşındaki çocuk bu ülkedeki devlet yetkisini kullanan herkesin çocuğudur ve diğer 8 çocuktan herhangi bir farkı yoktur" derken iktidarı, "Devlet olarak sizin okulunuzda, size emanetken hayatını koruyamamanın mahcubiyetini yaşayıp o cenazede olmanız gerekirken bu mahcubiyeti yaşamıyorsunuz, tam tersine, o cenaze töreninde bulunmamayı hırsınızın, öfkenizin bir sonucu olarak da 11 yaşındaki çocuğun cenazesine bile taşıyabiliyorsunuz. 11 yaşındaki çocuk hunharca öldürülüyor ve siz utanmadan sekizinin cenazesine gidip dokuzuncusunun cenazesine gitmemeyi bir devlet aklı, bir devlet mahareti sanıyorsunuz. Bu nasıl bir vicdansızlıktır" diye konuştu.

25