AKP, kuruluşunun 24. yıl dönümünü geride bıraktı. Ancak bu yıl dönümü, alışılmış kutlamalardan uzak geçti.
Fon soygununun 48. gününe denk gelen kuruluş yıl dönümünde AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Güney Kore'de bulunması nedeniyle herhangi bir kutlama yapılmadı.
Acaba Erdoğan Türkiye'de olsaydı kutlama yapılacak mıydı Yoksa ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi şartlar nedeniyle mi sessiz kalındı Bunu bilemiyoruz.
24 yıllık iktidarın ardından ülkenin içinde bulunduğu tablo, görkemli kutlamalardan çok ciddî bir muhasebeyi gerektiriyor.
Partinin resmî sosyal medya hesaplarından "Biz kolayı değil, zoru seçtik. Biz mücadeleyi seçtik" başlığıyla yayımlanan videonun altındaki yorumlara bakmak bile bu muhasebenin neden gerekli olduğunu gösteriyor.
Meclis'te de kuruluş yıl dönümüne denk gelen günlerde fon soygunuyla ilgili eleştiriler ve araştırma önergeleri görüşülürken AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman ile Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, konuşmalarında 24 yıllık iktidarlarının icraatlarını anlattı. Muhalefet milletvekilleri ise iktidarın yapamadıklarını ve ülkenin karşı karşıya olduğu sorunları gündeme taşıdı.
Mersin Milletvekili Perihan Koca ise, AKP'nin reklam filmine dikkat çekerek iktidarın kendisini övmekten vazgeçmediğini söyledi. Koca, AKP'nin iktidarda kaldığı her dakikanın ülkenin bitişine doğru ilerlediğini belirterek kamu kaynaklarının fon vurgunları ve soygunlarla hiç edildiğini, memleketin sermayeye peşkeş çekildiğini ve halk düşmanlığının arttığını ifade etti.
Bir diğer milletvekili Seda Kaya Özen ise 24 yıllık iktidarı şu sözlerle özetledi:
"Bitmeyen bir ekonomik kriz, kemer sıkmayan bir Hükûmet, israfı alışkanlık hâline getirmiş bir yönetim. 2027 merkezî Hükûmet bütçesi bizlere gösteriyor ki vatandaşa, üreticiye, emekliye, sanayiciye parasal kısıtlamalar getiren Hükûmet, sıra kendi harcamasına gelince para saçmaya devam ediyor."
***
BAŞARI VATANDAŞIN REFAHI İLE ÖLÜLÜR
Bir siyasî partinin başarısı yalnızca kaç yıl iktidarda kaldığıyla ölçülemez. Asıl mesele, o yıllarda ülkenin ve vatandaşın hayatında neyin değiştiğidir.
24 yılın sonunda ücretlerin geldiği noktaya, vatandaşın alım gücüne, emeklinin yıllarca çalıştıktan sonra düştüğü geçim mücadelesine, üretmesine rağmen para kazanamayan, borçlanarak üretimini sürdürmeye çalışan çiftçinin durumunu bakmak gerekir.
Artan kira, gıda, elektrik, doğal gaz ve eğitim giderleri karşısında dar gelirlinin nasıl ayakta kaldığını, gençlerin gelecek kaygısını, ailelerin çocuklarına daha iyi bir hayat sunabilmek için verdikleri mücadelesini görmek gerekiyor.

22