Bugün milletin iradesinin yok sayıldığı 27 Mayıs 1960 kanlı darbesinden sonra yapılan 12 Eylül darbesi'nin 46. Yıldönümü. 12 Eylül'ün acı bilânçosunu ve demokrasiye vurduğu darbeyi biraz hatırlayalım...
Bugün, milletin iradesinin yok sayıldığı 27 Mayıs 1960 kanlı darbesinden sonra yapılan 12 Eylül darbesinin 46. yıldönümü. 12 Eylül darbesi Türk demokrasi tarihine, millî iradeye ve hukuk düzenine vurulmuş kara bir lekedir.
Türkiye'de bu tarihe gelene kadar darbe zemini oluşturulmuş ve o zamanın bir komutanı tarafından yıllar sonra, "İhtilâl olgunlaşsın diye bir yıl bekledik" itirafı darbecilerin zihniyetini ortaya koyuyordu. Diğer bir ifadeyle darbe yapabilmek için milletin kırdırılmasına göz yummuşlardı.
12 Eylül'ün acı bilânçosundan ve demokrasiye vurduğu darbeden birkaç başlık aktaralım:
TBMM kapatıldı, anayasa ortadan kaldırıldı, siyasî partilerin kapısına kilit vuruldu ve mallarına el konuldu.
Başbakan ve bakanlar dahil, parti başkanları yargılandı, zindanlara atıldı.
650 bin kişi gözaltına alındı. 1 milyon 683 bin kişi fişlendi. Açılan 210 bin dâvâda 230 bin kişi yargılandı. 7 bin kişi için idam cezası istendi. 517 kişiye idam cezası verildi. İdam cezası verilenlerden de 50'si asıldı.
71 bin kişi TCK'nın 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı. 30 bin kişi "sakıncalı" olduğu için işten atıldı. 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı. 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.
400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi. Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 31 gazeteci cezaevine girdi.
39 ton gazete ve dergi imha edildi.
Gazetemiz Yeni Asya darbecileri eleştirdiği ve onların hazırladığı anayasaya "hayır" dediği için 470 gün kapatıldı.
***
EVREN MAHKEMEDE NE DEMİŞTİ
"11 Eylül günü akan kan 13 Eylül günü nasıl durdu" diye soran Demirel sorusunun cevabını kendi vermişti: "Kanlar Kenan Evren'i ankaya'ya taşımak için akmıştı."
Darbe soruşturması kapsamında 31 yıl sonra 6 Haziran 2011 tarihinde hasta olduğu için evinde ifadesine başvurulan darbenin lideri Kenan Evren, "11 Eylül 1980'de devam eden terör ve anarşi eylemleri birçok ilde sıkıyönetim olmasına rağmen 12 Eylül 1980'de nasıl birden önlenmiş ve suçlular yakalanmıştır Suçluların yeri ve kimlikleri biliniyorsa neden askerî darbe yapılmadan yakalanamamışlardır" şeklindeki soruyu, bu iddianın Süleyman Demirel tarafından ileri sürüldüğünü ama doğru olmadığını söylemiştir.
***
BEDRETTİN PAŞA'NIN SÖZLERİNİ HATIRLAMIYORUM!
Bedrettin Demirel Paşa, "Şartlar olgunlaşsın diye bekledik ama çok kan aktı" sözleri darbenin çok önceden planlandığını göstermiş. Ama daha kan akması ve darbeye bahane bulabilmek için beklenilmişti. Şartlar olgunlaşsın, asker darbe yapsın diye çok kan aktı.
Kenan Evren, "Darbe yapmaya önceden karar verdiğiniz, yapılacak darbenin halkın gözünde meşru görülebilmesi için anarşinin üzerine bilerek gitmediğiniz, fırsat kolladığınız iddia edilmektedir. Bedrettin Demirel de benzer şekilde açıklamada bulunmuştur" sorusuna ise, "Böyle bir söz söylediğimi hatırlamıyorum. Harp Akademileri Komutanı Bedrettin Demirel'in de belirtilen şekilde bir söz söylediğini hatırlamıyorum. Uyarı mektubundan önce 1'inci Ordu'da Bedrettin Demirel bana yönetime el koymaktan başka çare kalmadığını söyledi. Ben kabul etmedim. Hatta daha sonra Genelkurmay'a, yanıma gelerek ülke yönetimine el koymaktan başka çare kalmadığını, birçok öğretim üyesinin de bu şekilde söylediğini bana aktardı. Bense bunun çocuk oyuncağı olmadığını söyleyerek düşüncesine katılmadığımı ifade ettim. İddia edildiği gibi yönetime el koymak için fırsat kollamış değiliz" karşılığını verebilmiştir.

31