"Günlerin bugün getirdiği baskı zulüm ve kandır"
Cem Karaca'nın sesinden duymaya aşina olduğumuz bu sözlerle başlayan "1 Mayıs Marşı" eşliğinde siyah beyaz görüntülerin aktığı belgesellerde, Taksim Meydanı'nda yürüyen kalabalıkların arkasındaki Atatürk Kültür Merkezi'nin ön cephesine asılı 12×25 metrelik dev boyutlu "zincire vurulmuş işçi" afişi siyasi tarih ilgililerinin hafızasına kazınmıştır.
1977'nin tartışmalı "Kanlı 1 Mayıs" İşçi Bayramı'yla özdeşleşen bu afiş, ressam (ve daha sonra heykeltıraş) Orhan Taylan'ın ellerinden çıkmıştı. Taylan esas şöhretini, 50 yılın ardından ilk defa Taksim'de düzenlenen 1976 1 Mayıs'ı için DİSK'in siparişi üzerine yaptığı klasikleşen "avuç içinde dünya" afişiyle yakalamıştı.
Simge 1 Mayıs afişlerinin tasarımcısı olarak ünlenen Orhan Taylan'ın solun görsel hafızasında artık nostaljik bir yer edinen bu çalışmaları, bir yandan 70'lerin politik 'aura'sından izler taşıyor bir yandan da sosyalist düşünce ve örgütlenmenin Cumhuriyet tarihi içindeki serüveninin hangi patikada ve nasıl ilerlediğine dair ipuçları veriyor. Taylan solun ve sol aydın tipolojisinin tüm karakteristik özelliklerini yansıtmasa da, onun biyografisindeki dönüm noktaları bu ipuçlarını belirginleştiriyor.
KOMÜNİST GÜZERGÂHLAR VE 1 MAYIS AFİŞİ
Orhan Taylan, Marksist düşünce ile Roma Güzel Sanatlar Akademisinde okumak için 1961'de gittiği İtalya'da tanıştı. Savaş sonrası, entelektüel çevrelerde ve sanatçılar arasında sol düşüncenin popülaritesinin zirveye doğru tırmandığı Avrupa'da bu durum gençlerin de yönelimlerini bu yönde etkilemişti. Şahit olduğu havayı "Marksist olmayana pek selam verilmezdi." sözleriyle tasvir eden Taylan da bu akımdan nasibini aldı.
Sanatçı, elit ve "aydın" bir aileden gelen Orhan Taylan 1965'te mezun olduktan sonra döndüğü Türkiye'de, kısa süre sonra Türkiye İşçi Partisine (TİP) üye oldu. Entelektüel birikimini büyük oranda Edip Cansever, Turgut Uyar, Metin Eloğlu, Yaşar Kemal ve Ece Ayhan gibi isimlerin "rakı sofralarında" edindiğini söyleyen Taylan bir yandan da sendikal örgütlenmelerin içine girdi.
Türkiye'de sol hareketlilik 27 Mayıs 1960 Darbesi'nin ardından hız kazanmıştı. Dünyada Mayıs 68'le özdeş hale gelen Maocu akımın yaygınlaşması, Rusya'nın Çekoslovakya'yı işgali gibi gelişmeler doğrudan ve dolaylı olarak Türkiye'deki sosyalist örgütlerdeki fraksiyonların sayısını arttırmıştı. Dönemin canlı politik ortamı örgütleri kitlelere daha fazla ulaşmak için mevcut iletişim imkanlarından yoğun bir şekilde faydalanmaya itiyordu. Günümüz şartlarına nispetle çok kısıtlı iletişim kanallarını kreatif ve aktif kullanma ihtiyacı doğmuştu. Bu yüzden bilhassa sol örgütler propaganda amacıyla afiş ve grafiklere yönelmişti.
Aynı yıllarda Orhan Taylan da, dönemin politik yoğunluğunda resmin yanı sıra "halka inmek", işçi hareketleriyle birlikte olmak, sanatını kamuya sunmak ve para kazanmak adına afiş ve grafik yapmaya başladığını aktarıyor. Taylan, sanat yoğunluklu bir ürün olarak resimle sade olması gerektiğini savunduğu afişin ayrımını ilk bakışta anlaşılır olması ve daha derin bakma ihtiyacı doğurması farklarıyla yapıyor.
Simge 1 Mayıs afişinin hikayesini şöyle anlatıyordu Orhan Taylan: "76 senesi. 1 Mayıs'tan kısa bir süre önceydi, belki iki hafta önce falan. DİSK karar almıştı ve 1 Mayıs'ta Taksim Meydanı'nda büyük bir gösteri yapılacaktı. Hatırlıyorum gece yarısı civarındaydı saat, DİSK'ten bir arkadaşım telefon etti. Dedi ki, 'Yarın sabah Yürütme Kurulu toplantısı var. 1 Mayıs'ta kullanılacak malzeme üzerine kararlar alınacak. Son dakika da aklımıza geldi, 1 Mayıs afişi yapalım istiyoruz, bunu bize yetiştirebilir misin', 'Peki' dedim. Epeyce çeşitlemesini yaptığım bir çalışma olduğu için oturdum, yarım saat içinde afişi çizdim. Gelip sabah aldılar. Yürütme Kurulundan geçti, kabul ettiler ve bizim 1 Mayıs afişi böylece ortaya çıkmış oldu."
Orhan Taylan, afişin yaptıkları arasında en iyisi olmadığını, eksik ve yanlışlarının bulunduğunu ancak aceleye geldiği için bunun normal karşılanması gerektiğini hatta "belki bu yüzden bir coşku taşıdığını" dile getiriyor. Ayrıca 76 ve 77'deki 1 Mayıs afişlerinin sembolleşmesinde dönemin soldaki dinamizmin de etkili olduğunu söyleyebiliriz.

9