Tarihi yeniden yazalım mı

Türkiye tarihi çalışmalarında son dönemde, resmî anlatıya muhalif teorileri eleştiren bir eğilim ortaya çıktı. Bu eleştiriler, Türkiye'deki problemlerin kaynağını Osmanlı'nın son dönemindeki modernleşme çabalarında ve Cumhuriyet'in kuruluşunda yapılan yanlış tercihlerde arayan teşhisin isabetli olmadığını öne sürüyor.

Esasen bu itiraz, Türkiye'deki problemlerin kaynağını erk sahibi elitlerin vesayeti ile toplum arasındaki çatışmada, daha doğrusu elitlerin devlet erki aracılığıyla toplum üzerinde kurduğu tahakkümde arayan yaklaşıma yöneltiliyor. Ancak bunun yerine ne önerildiği sorulduğunda henüz bir önerinin ortaya konmadığı görülüyor. Yani ifade edilen amaç, büyük ölçüde resmî tarih eleştirisinin eleştirisini yapmakla sınırlı kalıyor.

Peki, şimdiye kadar resmî tarih anlatısının ve bu anlatının eleştirisinin dışında herhangi bir tarih yazımı alternatifi ortaya çıkmadı mı

Çıktı.

Doğan Avcıoğlu'nun "Türkiye'nin Düzeni" kitabı, her ne kadar resmî tarih anlatısıyla büyük ölçüde örtüşen yönlere sahip olsa da Türkiye'nin problemlerinin kaynağına dair özgün bir cevap ortaya koyuyordu.

Son yıllarda Türkiye'nin Düzeni'nin yeniden basılması, gündeme gelmesi ve popülerlik kazanması ile son dönem resmî tarih anlatısına yönelik eleştirilerin aynı döneme denk gelmesi tesadüf değil. Resmî anlatının bütünsel olarak kamusal alanda savunulamaz hale gelmesiyle krizi tahammül edilemez bir noktaya ulaşan seküler ideolojik hat, kendisine nefes alabileceği yeni bir alan arıyor. Sözünü ettiğimiz yeni bir keşif arzusu da bu arayışların bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Siyasal ve kültürel tarihsel sürecin ortaya çıkardığı sonuçlardan memnun olunmadığında, sınıfsal okumalar ön plana çıkıyor. Türkiye'nin Düzeni'nin yeniden popülerleşmesinin nedeni de bu arayışa bir cevap sunmasıdır.

Millî kalkınma ve anti-emperyalizm vurgularıyla öne çıkarılan Türkiye'nin Düzeni, Türkiye'nin kapitalist gelişme sürecini tamamlayamamasını hem Osmanlı döneminde hem de Cumhuriyet döneminde toprak reformunun gerçekleştirilememesine ve bunun sonucunda sanayileşme aşamasına geçilememesine bağlar.

Avcıoğlu'na göre milliyetçi-devrimci kadroların Kurtuluş Savaşı'nı, prekapitalist dönemin temsilcileri olan eşraf ve feodal unsurlarla ittifak halinde yürütmesi nedeniyle Cumhuriyet döneminde de toprak reformu gerçekleştirilememiştir.