Güncel bir tartışma olarak "post-Kemalizm" veya "post-post-Kemalizm" meselesi akademik/bilimsel olduğu iddiasına rağmen aslında siyasal bir zemine oturduğu ve günümüz politik konjonktürüne temelden taalluk ettiği için önümüzdeki süreçte de gündemimizde olmaya devam edecek.
Evvela bu kavramsallaştırmalara birçok bakımdan şerh düşülebileceğini ve itiraz edilebileceğini belirtmek gerekiyor. Post-Kemalizme anti-Kemalizm, post-post-Kemalizme neo-Kemalizm yakıştırmalarını hatırlatmakla iktifa ederek yeni gelişen literatüre doğrudan atıf yapmak maksadıyla bu kullanıma intibak ettiğimizin altını çizelim.
Toplama-dağınık birçok iddiayı bünyesinde barındırmakla birlikte post-post-Kemalizm özetle 12 Eylül 1980 darbesinden sonra ortaya çıktığını öne sürdüğü kurucu ideoloji olarak Kemalizme yönelik farklı siyasal kesimlerden gelen eleştirileri post-Kemalizm olarak adlandırıyor ve bu eleştirilerin eleştirisini yapma girişimini ifade ediyor.
Post-post-Kemalizm, post-Kemalizme tahfif edici bir üslupla atfettiği Türkiye'nin bütün sosyal ve siyasal problemlerinin kökeninde cumhuriyetin kuruluşundaki yapısal hataların olduğu tespitine karşı çıkıyor.
Post-Kemalizme ait laiklik, ulus-devlet, otoriterlik-totaliterlik gibi temel meselelerdeki diskuru yapısöküme uğratan yeni bir paradigma oluşturma iddiasındaki post-post-Kemalizmin bu çabasıyla günümüzdeki ve gelecekteki siyasal iklimi belirlemeyi hedeflediğini görmek gerekiyor.
Zira post-post-Kemalistlerin yeni tarihyazımı/tarih anlatısı kurma girişimi aktif siyasal eylemlilikleri ile eş zamanlı yürütülüyor.
Akademik/bilimsel alandaki yanlış tespitleri, tutarsız iddiaları, gerçeğe aykırı anlatıları, ideolojik seçmeci zorlama kurgularının yanı sıra post-post-Kemalizmin en büyük çelişkileri de burada ortaya çıkıyor.
Post-post-Kemalizmin ana konularından biri otoriterlik ve otoriterleşme meselesidir. Siyasal iktidarı "rekabetçi otoriter" olarak niteleyen post-post-Kemalistler tek parti dönemindeki otoriterliği/totaliterliği çeşitli gerekçelerle meşrulaştırma yoluna gitmeyi tercih ediyorlar.

8