Kurban Bayramı, Hac merasimi ile birlikte düşünüldüğünde, Müslümanlar için en seremonik günlerdir. Hac ve Kurban ibadetleri dinin form boyutunu yoğun olarak ihtiva eder.
Bu sebeple özellikle Kurban Bayramındaki ibadetler, bazen saldırı amaçlı bazen de anlam kayması sebebiyle, sık sık modern "ritüel" tabiriyle benzeştirilmiş, karıştırılmış, hatta çoğu zaman özdeşleştirilmiştir.
Yakın zamana kadar Müslümanlar arasında, hem biçimcilik eleştirilerine karşı savunma ihtiyacıyla hem de yerinde bir hassasiyet dolayısıyla, daha ziyade "ibadetin ritüel olmadığı" vurgusu yaygındı. İbadetlerin ritüel olarak ifade edilmesi rahatsız edici gelirdi.
Fakat son yıllarda yeni nesil modernite eleştirileri kapsamında ritüellerin yok oluşuna ağıtlar yakılmaya, yitirilen ritüellere methiyeler dizilmeye başlandı. Ritüel artık bizatihi irrasyonelliği ve biçimselliğinden ötürü övülüyor.
Daha önce biçimcilik eleştirisiyle dinî ibadetlere mesafeli duran modern insan, bugün "büyüsü bozulmuş dünya"nın meydana getirdiği boşluk karşısında yeniden ritüellere sığınma eğilimi gösteriyor.
Ritüelin sembolik gücünden yoksun dünyanın anlam ve varlık krizinden şekvacı pek çok kişi metafizik arayışlara giriyor, "transandantal bir şey" bulmak istiyor. Bu kriz ve arayıştan Müslümanlar da vareste değil.
Bunun anlaşılabilir olduğunu söyleyebiliriz. Aslında, modern insanın parçalanmışlığı, süreksizliği ve anlam kaybı karşısında ritüellerin iyileştirici bir imkan sunduğu düşünülüyor. Ritüel, "toplumsallığı tesis eden" ve "bireysel yaşamı istikrarlı kılan" bir araç olarak görülüyor.
Fakat burada dikkat edilmesi gereken husus, ritüele çoğu zaman işlevsel yaklaşılmasıdır. İbadetle ritüeli birbirinden ayıran fark da tam olarak bu noktada ortaya çıkmaktadır.

9