Hata neredeydi

Türkiye'de mevcut siyasal durum siyaset bilimcilerin halihazırdaki şablon açıklamalarıyla izah edilemeyecek bir hal aldı.

Son çeyrek asırda yaşadığımız siyasal ve toplumsal dönüşümlerin nihayetinde ortaya çıkan tablo tamamlanıp çerçevelenmiş bir tablo değil.

Ancak şunu ifade etmek gerekir ki cumhuriyet tarihinin önceki dilimine nispetle bariz yapısal farklılıklar taşıyan bir iklimin içindeyiz.

Bu miladın öncesi ve sonrasına ilişkin yeni değerlendirmeler ve tartışmalar da henüz doğum aşamasında.

Tartışmaların odağında günümüz sosyal ve siyasal problemlerinin temelinde modernleşme tecrübesindeki kurulum hatalarının olup olmadığı sorusu merkezi rol oynuyor.

Bu soruya verilen cevaplar bugünkü ideolojik konumlanmaları da belirliyor.

Cumhuriyet tarihi ve modernleşme tecrübesiyle ilgili bu tartışmaya başlamadan evvel, meselenin ideolojik yönünü görünür kılmak için "hata" derken kastedilenin netleştirilmesinde fayda var.

Ayrıca tartışmayı kişi ve uygulamalara hapsetmeden, ama bunların etkisini de açığa çıkaracak şekilde zihniyet bağlamında ele almak daha sağlıklı olacaktır.

Öncelikle Türkiye'nin "çağdaşlaşma" sürecinin toplumsal bir bunalıma sebep olduğu tespitini yapmak durumundayız.

Bunalım, organik birlikteliklerin belirleyici olduğu Osmanlı'daki toplum yapısından kopuş anlamına gelen muhayyel birlikteliklerin belirleyici olduğu toplum yapısının oluşturulmaya çalışılmasından doğdu.

Devlet ve seçkinler eliyle toplumu çağdaşlaştırma, uygarlaştırma ve uluslaştırma adına homojen bir toplum tahayyül edildi ve bir proje olarak uygulandı.

Hata tam olarak buradaydı.