Türkiye'nin siyasal ve toplumsal yapısında önemli değişimlerin yaşandığı şu günlerde, bu ihtiyacı doğuran problemlere dair şümullü bir muhasebe yapılması, yeniden yapılanmanın selameti bakımından zaruret arz ediyor.
Bunun için öncelikle siyasal ve toplumsal bunalımımızın kaynağında hangi çatışmanın yattığı sorusuna cevap vermemiz gerekiyor.
Bu soruya, siyasal konjonktüre göre kimi zaman etnik ve mezhebi ayrışmalarla kimi zaman seküler-muhafazakar ayrımıyla kimi zaman da sınıfsal çatışmalarla cevap veriliyor.
Toplumsal gerilime ilişkin bu açıklamaların her birinin bir gerçekliği olduğunu kabul etmekle birlikte, uzun zamandır seküler-muhafazakar ayrımının "kutuplaşma" bahislerinde öne çıktığı görülüyor.
Türkiye'nin ana fay hattını oluşturan bu gerilim, öteki problemlerin de tetiklenmesinde başrol oynuyor.
Bu gerilim Türkiye'nin jakoben modernleşme hikayesinden bağımsız değil. O halde bu gerilimin toplumun organik yapısından kaynaklandığını düşünmek doğru olur mu
Çatışmanın kendisi doğal yollardan mı ortaya çıktı, yoksa tarihsel süreçte siyasal müdahaleler sonucunda mı şekillendi
Toplumsal dönüşüm kendi iç dinamikleriyle mi gerçekleşti, kapitalist düzen ve devlet erk tarafından mı dayatıldı
Bu soruya verilecek cevap, bugün yaşadığımız çatışmanın kökenlerini anlamak bakımından belirleyicidir.
Türkiye'de modernleşmenin en önemli özelliklerinden biri, toplumsal dönüşümün uzun süre devlet merkezli gerçekleşmiş olmasıdır.

4