Sosyal medyanın haddinden fazla yaygınlaşmasının en dikkate alınması gereken yan etkilerinden biri düşüncenin kalitesinin aşağı çekilmiş olmasıdır. Buna sebep önüne gelen her konuda bilgiye dayanmadan yorum yapan anonim hesaplar, adı sanı bilinmeyen yığınla bireysel kullanıcılar değil, tabi birincil anlamda.
Bilhassa YouTube aracılığıyla sosyal ve siyasal konularda bazen amatör görünümlü bazen daha kurumsal bir prodüksiyonla "içerik" "üreten" kullanıcılar bilinçli amaçlar doğrultusunda, sistemli bir şekilde kitlesel etkileri olan yayınlar yapıyor.
Din, toplum, ahlak, tarih konularının ekseriyetle işlendiği bu yayınlarda Müslüman toplumlar üzerine temelsiz ve mesnetsiz söylemlerle dolu konuşmalara, Müslümanlar hakkında özensiz ve indirgemeci vaazlara maruz kalıyoruz.
Bu yayınları, vaazları salt entelektüel bir etkinlik olarak görmemek gerekiyor. Sosyal medyanın bir kamusal alan olduğunu akıldan çıkardığımızda sözünü ettiğimiz faaliyetlerin siyasal anlamını da gözden kaçırırız.
Sosyal medyada bu türden sistemli aktiviteler, nesneleştirilen kesimler üzerinde egemenlik kurma çabası ve siyasal ve kültürel iktidar sahasında ideolojik eylemler olarak dikkate alınmalı.
YouTube vaizlerinin insan-dünya/evren ilişkisinden toplumsal süreçlere kadar birçok konuda irad ettikleri nutuklarına dair bilimsellik, dolayısıyla nesnellik iddiası bu yayınların aslında siyasal olduğu vurgusunu yapmayı zorunlu kılıyor.

4