Suriye'de Şam yönetiminin SDG/YPG'ye karşı gerçekleştirdiği başarılı askeri operasyonun akabinde Alman "Der Spiegel" dergisinin internet sitesinde konuyla ilgili Batı medyasında görmeye pek de alışık olmadığımız türden bir analiz yayımlandı.
Kapsamlı bir SDG eleştirisi olarak nitelendirilebilecek "Welches Spiel die machtigste Kurdenmiliz in Syrien treibt" (Suriye'deki en güçlü Kürt milis grubu hangi oyunu oynuyor) başlıklı analizde, SDG'nin kendi iktidarını sürdürmek için Suriye'yi "yeni bir iç savaşa" sürüklemeyi göze alan tavrı ve şimdiye kadarki pratiği çok yönlü olarak sorgulanıyor.
Der Spiegel'deki analiz, SDG'nin bölgeden çekildiği haberini alan Arapların Fırat'ı geçip köylerine dönüşünü anlatan edebi sayılabilecek bir tasvirle başlıyor. Yıllar süren sürgünün ardından saatlerce yol kat edip nehirde soğuk ve yağmura rağmen "akıntıya karşı kürek çekerek ilerleyen" köylülerin yanaştığı kıyıdaki kutlamalar "eski kurtarıcılardan kurtuluş" sevinci olarak betimleniyor.
Bu sahne, Batı kamuoyuna "demokrasi projesi" olarak sunulan yapının aslında o kadar da "demokratik" olmadığı itirafının girizgahı olarak kullanılıyor metinde. Analizde, görüntü ve tanıklıkların ortaya çıkardığı tablonun PKK destekçisi "aktivistlerin" ve Avrupa'daki sol çevrelerin yoğun lobi faaliyetleri sonucunda başarıyla oluşturulmuş anlatıyla çeliştiği itiraf ediliyor: "Sahadaki gerçeklik, "tehdit altındaki Kürtler ile radikal bir hükümet" şeklindeki PR anlatılarından oldukça farklı."
Analize göre, SDG "IŞİD'le mücadele" sürecinde ABD'nin askeri desteğiyle büyüdü. Arapların çoğunluk olduğu, petrol ve gaz kaynakları açısından zengin bölgelerde kontrolü ele geçirdi. Analizde ayrıca, SDG'nin hakimiyetini silahla sürdürdüğü; muhalefetin bastırıldığı, keyfi tutuklamalar yapıldığı, ekonomik baskı ve tekel mekanizmalarıyla halkın bıktırıldığı aktarılıyor. "Koalisyon" olarak lanse edilen yerel yönetimlerin vitrin olduğu, asıl kararların PKK merkezli hiyerarşik bir "kadro" tarafından alındığı ifade ediliyor.
Yazıdaki en çarpıcı itiraflardan biri "IŞİD'le mücadele" argümanının muhaliflere karşı politik bir silah olarak kullanıldığının belirtilmesi. Bu argümanla desteklenen SDG, Batı'da seküler imajı, kadın savaşçı fotoğrafları ve özyönetim söylemleriyle romantize edilerek parlatıldı. Bu anlatı, Batı'nın SDG ile kurduğu fiili ortaklığı ahlaki bir çerçeveye oturtmanın da aracıydı.

10