Grönland son yıllarda Trump'ın bölgeyi satın alma teklifi ile gündemde.
Trump'ın bu teklifi günümüz uluslararası sistemi açısından, haklı olarak, tuhaf karşılanıyor. Bir devlet başkanının başka bir halkın yaşadığı toprağı satın alınabilir arazi olarak görmesi modern dünyanın alışık olmadığı türden bir nobranlık.
Ancak Grönland gibi Avrupa ile coğrafi olarak neredeyse hiçbir bağı bulunmayan, tarihsel ve kültürel olarak bambaşka bir dünyaya ait bir toprak parçasının nasıl Danimarka gibi bir Avrupa ülkesine ait olduğu pek gündem edilmiyor.
Oysa Grönland'ın Danimarka'ya ait olması modern Avrupa'nın kolonyal geçmişini hatırlatan en çarpıcı örneklerden biri.
Yakın zamanda bu konunun tartışılmasına vesile olabilecek bir gelişme yaşandı.
Keira Alexandra Kronvold isimli Grönlandlı bir kadın, Danimarka tarafından uygulanan "ebeveyn yeterlilik testi" gerekçe gösterilerek elinden alınan bebeğine kavuşmak için yürüttüğü hukuk mücadelesinde önemli bir kazanım elde etti.
Durum bir cümleyle özetlenemeyecek kadar girift.
Inuit halkına mensup Kronvold'un kızı Zammi, bundan iki yıl önce annesinin "yeterince medeni olmadığı" gerekçesiyle doğumundan yalnızca iki saat sonra ondan alınarak koruyucu aileye verilmişti. Kronvold daha önceki iki çocuğunda da aynı muameleye maruz kalmıştı.
"Ebeveyn yeterlilik testi" olarak isimlendirilen bu test aslında bir medenilik testiydi.
Modern devletin çocuğu bir yurttaş olarak gören, dolayısıyla ebeveynlerinden öncelikli olarak söz hakkı olduğunu varsayan yaklaşımı zaten malum.
Özellikle Avrupa'da istismar gibi marjinal vakalarla alakası olmayan, tamamen müphem birçok gerekçeyle çocukların ailelerden alınması dönem dönem haberlere yansıyor.

3