Kutudaki hatıralar sevgiliyi yaralar

Birkaç yıl önce hepimizde "Bitmiş Aşklar Müzesi" bulunduğunu anlatan bir yazı yazmıştım. "Hepimiz, eski sevgililerimizden kalan bazı eşyaları bir yerlerde saklarız. Ya da saklamayız ama bir kutunun içinde, bir sandığın dibinde unutulmuş bir şekilde dururlar öylece. Bir fotoğraf, bir mektup, bir günlük, zamanında alınmış hediyeler, küçük biblolar..." Şu sıralar taşınma telaşı içindeyim. Birkaç gün önce kişisel eşyalarımı toplarken çok eskilerden kalma bazı fotoğraflara rastladım. Ardından lise yıllarımdan kalma bir günlüğe... Kişisel "Bitmiş Aşklar Müzemin" parçalarıydı yani. Yıllarca bir köşede durmuştu, hiçbirini açıp bakmamıştım. Peki atmalı mıydım Artık müzemin tüm objelerini hayatımdan çıkarmalı mıydım

Haberin Devamı

"HEPSİNİ AT" DENİRSE

Bu objeler yalnızca eşya olarak tanımlanamaz. Bir zamanlar yaşadığımız hayatın sessiz tanıklarıdır. Peki hayatınızdaki kişi, "Bunların hepsini atmanı istiyorum" derse ne cevap vermelisiniz İlk tepkimiz genellikle savunmaya geçmek olur. "Onlar benim geçmişim, sandığın gibi bir anlamı yok. Hatıra olarak saklıyorum" diyebiliriz öyle değil mi Aslında gerçeği de söylüyoruzdur. Ama bir an durup diğer taraftan bakmayı da denemek, empati yapmak gerekir. Çünkü o objeleri gören kişi, bizim baktığımız yere bakmaz. Biz geçmişimizi görürüz. O ise kendisini bizim geçmişimizle kıyaslar. Biz eski bir fotoğraf görürüz ama o, hâlâ hayatımızda yer kaplayan birini görür. Biz kendimizi de anlattığımız bir günlüğü okuruz, o ise henüz kapanmamış bir hikâyenin satırlarını...

HANGİ ANLAM

Aslında sorun çoğu zaman müzemizdeki objenin kendisi değildir. O objeye yüklediğimiz anlamdır. Objelerin durduğu o kutu hiç açılmıyorsa, yalnızca hayat hikâyemizin bir parçası olarak duruyorsa belki gerçekten bir müzeden söz edebiliriz. Ama kutu her yeni ilişkimizdeki tartışmadan sonra açılıyor, eski sevgilinin mesajları yeniden okunuyor, "Acaba şimdi ne yapıyordur" diye sosyal medya hesaplarına bakılıyorsa... O zaman orası artık müze değildir. Eski sevgilinin hâlâ yaşadığı ikinci bir evdir. Ve hiçbir yeni ilişki, içinde eski bir kiracının oturduğu eve yerleşmek istemez.

Haberin Devamı

ÇÖZÜM NE OLMALI

Her yeni ilişkiye başlarken bütün geçmişimizi çöpe mi atalım Bana göre bu sorunun yanıtı "Hayır" olmalı. İnsan, geçmişini silerek değil, onunla barışarak olgunlaşır. Eski bir fotoğrafı atınca yaşadıklarımız yok olmaz. Bir günlüğün sayfalarını yırtınca acılar da sevinçler de hafızadan silinmez. Anıların adresi kutular değil, zihnimizdir. Ama, "Ben buyum, hiçbir şeye dokunamazsın" diyerek karşımızdaki insanın duygularını yok saymak da ilişkinin temeline küçük çatlaklar bırakır.