Haberin Devamı
İnsanız, umutlarımızın peşinden koşarız. Hele biz Türk milletine bir umut ver, önünü ardını düşünmeden kenetlenip tüm varlığımızı ortaya koyarız. Milli Takım böyle bir umuttu bizim için. Dünyanın öbür ucunda, en seçkin takımların arasında bizimkileri görmek, statlarda ellerinde bayraklarla, üzerlerinde formalarla coşan taraftarlarımızı izlemek gurur vesilesiydi. Milli Takım'ın 'yolunda bir olmuştuk', 'bizim çocuklar' bastıracak, 'gönüllerimiz coşacaktı.' Her galibiyette 'buralar bayram olacaktı." 'Kaç mevsim bugünü beklemiştik, bizimkilerin zaferlerini gözlemiştik.' Saatlerimizi kurup, sabahın köründe televizyon başına geçmiştik. Türkiye'nin dört bir yanında, meydanlardaki dev ekranların önünde kol kola girmiştik. İlk yenilgide yüreğimiz şöyle bir burkuldu. Dedik ki, 'Yol kazasıdır, düzeltir bizim çocuklar...' Yine umudumuzun peşinden koştuk, dün sabah ekran başına kurulduk. Ama o da ne Biz başka bir takımı mı izliyorduk Yoksa bunlar 'bizim çocuklar' değil miydi Her biri kendi takımlarının yıldızı olan futbolcularımızı Kaliforniya denen yerde tropik bir böcek ısırmıştı da bambaşka birine mi dönüşmüşlerdi 64'üncü saniyede gol yedik, sonra da 90 küsur dakika tırnaklarımızı yedik. Biz hep erken kalktık ama turnuvaya neden bu kadar erken veda ettiğimizi anlayamadık. Montella, "Kader bizden yana değildi" diye açıklama yaparken biz, "Kader diyemezsin, sen kendin ettin" şarkısını çalıyorduk. Çünkü 'Kader gayrete aşıktır' sözünün ne anlama geldiğini biliyorduk. Neyse, 'bilirsin zırdeliyiz biz', deli gibi sevinir, deli gibi üzülür sonra toparlarız. Ama bizi üzenleri de hiç unutmayız...

10