İhaneti görüp susmak suç ortaklığı mıdır

Şarkıcı Kalben, YouTube'da Esra Dermancıoğlu'nun programına katıldı ve çok eski ama cevabı hâlâ bulunamamış bir ilişki tartışmasını yeniden gündeme getirdi. Bir arkadaşının aldatıldığına tanık olduğu halde ona söylememiş. Gerekçesini de şöyle anlatmış: "İkisi de dostum. Sonuçta diğer dostuma da sorumluluğum var benim. Söylemedim. İki yetişkin, onlar konuşacak bunu." Okuyunca yıllar önce yaşadığım bir olay geldi aklıma. Ben de aynı ikilemin ortasında kalmıştım. Benim hikâyemde de iki taraf yakın arkadaşımdı. Bir gece, epey zorlu bir iş gününden sonra kafa dağıtmak için gittiğim bir mekanda gördüm onu. Mekan biraz gözlerden uzak bir yerdi. Gördügüm kişi sözünü ettiğim ilişkinin erkek tarafıydı. Yalnız değildi, yanındaki kadınla sarmaş dolaştı. Ve o kadın benim de arkadaşım olan sevgilisi değildi... Öyle "Belki iş arkadaşıdır, belki eski dostudur" diye kendimi kandırabileceğim bir görüntü de yoktu. O beni fark etmedi ama ben gördüğüm şeyle baş başa kaldım. Asıl hikâye de ertesi sabah başladı.

Haberin Devamı

SÖYLEMEK Mİ, SUSMAK MI

İnsan böyle bir durumda garip bir sorumluluğun altında kalıyor. Söylesem ne olacak Belki ilişkileri bitecek. Belki adam inkar edecek, sevgilisini inandıracak ve ben elimde kanıt olmadığı için ikisi tarafından da suçlanacağım. Belki onlar ilişkilerine devam edecek ve beni hayatlarından çıkaracak. Peki söylemesem Bu kez de arkadaşım gözümün içine baka baka, aslında var olmayan bir sadakate inanarak yaşamaya devam edecek. Bu da beni vicdanen rahatsız edecek. Dayanamadım, kadın arkadaşımı aradım. Hatırını sorduktan sonra lafı sevgilisine getirdim. "Nasıl gidiyor ilişkiniz" "Her şey yolunda doktor. Senlik bir meselemiz yok." İşte o cümle işleri daha da zorlaştırdı. Çünkü bana, "Sallantıdayız ya, bir gün iyi bir gün kötü, nereye varacak ben de bilmiyorum" gibi bir şey söyleseydi, gördüklerimi anlatır, zaten bitmeye yüz tutmuş ilişkinin daha fazla sürüncemede kalmasını engellemiş olurdum. Söylemekten vazgeçtim ve telefonu kapattım.

DEDEKTİFLİK MACERASI

İçim içimi yiyordu, belli ki ben söyleyemeyecektim ana onun bu durumdan mutlaka haberdar olması gerekiyordu. Dedektifliğe başladım. Evet evet, bildiğiniz 'Mike Hammer' oldum. Aynı mekâna birkaç kez daha gittim. İlk zamanlar bizim çapkın ortalarda yoktu. Sonra bir gece bingo! Üstelik yine aynı kadınla mekana gelmişti ve yine çok samimiydi. Adam kendince güvenli bölgesini bulmuştu. Sevgilisinin gelmeyeceğinden emin olduğu bir yerde ihanetini sürdürüyordu. Ama ben bu 'ihanet serüveni'ni bitirmeye kararlıydım. Ertesi gün kadın arkadaşımı aradım. "Seni harika bir yere götüreceğim." "Tamam, sevgilimi alır gelirim." "Ya zaten hep berabersiniz. Uzun zamandır seninle dertleşmedik. Yalnız gel. Sana anlatacaklarım var." Bunu söyleme hakkım vardı çünkü biz üniversite yıllarından beri arkadaştık. Birçok kez bir araya gelip dertleşmiştik. O yüzden sevgilisine "Doktorla buluşacağım, biraz derteleşeceğiz" dediğinde olumsuz bir tepki almayacaktı. Kabul etti, buluştuk ve ben arkadaşımı söz konusu mekana götürdüm. Elbette o gece sevgilisinin oraya geleceğinin garantisi yoktu. Bir anlamda zar atıyordum. Ama şans benden yanaydı. Biz barın kenarında, kapıyı gören bir bölgede ayakta dururken, içeri girdi. Yanında da o kadın. Gerisini tahmin edersiniz. Kıyamet!