Bir ev, dört insan ve iki ihanet

Sekiz yıllık evliydiler. Dışarıdan bakıldığında "İşte tam da böyle olmalı" denilen bir evlilikleri vardı. Davetlere birlikte giderler, tatillerini birlikte yaparlar, kalabalıkların içinde birbirlerinin ellerini tutarlardı. Kimse onların yüksek sesle tartıştığını görmemişti. Sosyal hayatları hareketli, arkadaş çevreleri genişti. Kısacası vitrinde kusursuz bir evlilik vardı. Ama geri planda işler öyle değildi. Çünkü ikisi de birbirini aldatıyordu. Üstelik ikisinin de diğerinin yaptığından haberi yoktu.

Haberin Devamı

İKİ AYRI HAYAT

Adam yurt dışı bağlantılı bir iş yapıyordu. Ayda en az bir kez bavulunu alıp başka bir ülkeye gidiyordu. En azından karısının bildiği buydu. Gerçekte ise her seyahat söylendiği yere yapılmıyordu. Bazen eşinin Avrupa'da bir iş toplantısında sandığı adam bir tatil beldesinde sevgilisiyle oluyordu. Bazen gerçekten iş seyahatine çıkıyor ama yanına sevgilisini de alıyordu. Kadın eşinin seyahatlerini fazla kurcalamıyordu. Çünkü onun da başka bir hayatı vardı. Kocası seyahate gittiğinde sevgilisiyle buluşuyordu. Üstelik dışarıda görülme riskini almak istemediği için buluşmalarını için en güvenli yerde, kendi evinde yapıyordu. Kocasıyla aynı yatağı paylaştığı, duvarlarında birlikte çektirdikleri fotoğrafların bulunduğu ev...

HER ŞEY DEĞİŞTİ

Bir gün adam iş yerinden eşini aradı, "Sevgilim, eve uğramadan havaalanına geçeceğim. Antalya'da toplantı var" dedi. Kadın için alışıldık bir konuşmaydı. "Tamam sevgilim. Hazır sen de yokken ben anneme gideyim. Uzun zamandır görmedim. Arabayla Sakarya'ya geçer, bir gece de orada kalırım" diye cevap verdi. Aslında kadının bu yalana hiç ihtiyacı yoktu. Kocası zaten şehir dışında olacaktı. Sevgilisini eve getirmesine engel yoktu. Ama insan bazen gereksiz bir yalan söyler ve kader o küçücük yalanı tutup koca bir hakikatin kapısını açmak için kullanır. Adam "Madem eşim de evde olmayacak, Antalya'ya gitmeye ne gerek var" diye düşündü. Toplantı falan da yoktu zaten. Sevgilisini aldı ve kendi evine doğru yola çıktı. Eşinin de Sakarya'ya gitmediğini bilmiyordu elbette.

Haberin Devamı

İHANET PİŞTİSİ

Akşam kadın sevgilisiyle evdeydi. Belki müzik çalıyordu. Belki masada iki kadeh vardı. Onlara göre bulundukları yer çok güvenliydi. Öyle ya, koca Antalya'da e eş dost zaten öyle çat kapı gelmez... Ama kapıdan bir ses geldi. Biri anahtarı çevirip içeri girmeye çalışıyordu. Kadın buna anlam veremedi, kim olabilirdi ki Kapı açıldı, adam içeriye girdi. Ama yalnız değildi. O anı düşündüğümde bu dört kişinin uzun süre donup kalmış olabileceklerini tahmin ediyorum. Kimse konuşmadan geçen ve seneler gibi uzun gelen saniyeler... Bir yanda kadın ve sevgilisi, diğer yanda adam ve sevgilisi. Dört insan, bir ev, iki ihanet. Hatta ihanet piştisi...

HESAPLAŞMA ZAMANI

Sonrası tahmin edeceğiniz gibi... Bağırmalar, suçlamalar, "Sen bunu nasıl yaparsın"lar... İkisi de birbirine ihanetin hesabını soruyordu. Neyse ki polise düşecek bir durum yaşanmadan kapanmış olay. Hikâyeyi bana aktaran kişi buraya kadar anlattığında ben de herkes gibi, ikisinin de hemen avukatlarını arayıp boşanma davası açmış olabileceklerini düşündüm. Ama öyle olmamış. O geceden sonra karı-koca bir araya gelmişler. Her ikisi de hiçbir şeyi saklamadan anlatmış ihanetlerini. Hesaplaşmalarını, yüzleşmelerini yapmışlar. O sevgililerden ayrılmışlar. Sonunda birbirlerinin ihanetini affetmeye karar vermişler.