Azıcık sevgi çok fazla ömür

Sevilmek her insanın ihtiyacı. Bunun tartışılacak hiçbir yanı yok. Üstelik çok da insani bir durum. Birinin gözünde değerli olmak, merak edilmek, özlenmek, aranmak kadar güzel bir şey var mı Herkes sevdiği insanın hayatında bir yeri olduğunu bilmek ister elbette. Ama burada çok önemli bir kırmızı çizgi var. "İnsan sevilmeye ihtiyaç duyar ama sevgiye muhtaç hale gelmemelidir." Şimdi bu cümleyi okuyunca, "İkisi de aynı şey" diyenler olacaktır. Ama değil, ihtiyaç başka şeydir, muhtaçlık başka bir şey. Muhtaçlık başladığı anda insan, kendisine sunulan sevginin miktarını sorgulamaktan vazgeçer. "Beni gerçekten seviyor mu" diye sormak yerine, "Seviyor ama göstermiyor" diye kendini avutmaya başlar. Çünkü muhtaçlık bir düşkünlük içerir. Bazı ilişkilerde taraflardan biri sevgisini bütün benliğiyle ortaya koyarken diğeri sevgiyi adeta kırıntılar halinde sunar. Bir gün çok ilgilidir, üç gün ortada yoktur. Bir gece " Seni özledim" der, ertesi gün mesajınıza bile cevap vermez. Bazen sarılır, umutlandırır, geleceğe dair birkaç güzel cümle kurar, sonra yeniden uzaklaşır. Siz de önünüze düşen o küçücük sevgi kırıntılarını toplamaya başlarsınız. Çünkü 'muhtaç'sınızdır.

Haberin Devamı

'BELKİ BİR GÜN' TUZAĞI

Peki insan bu tür bir ilişkiyi neden bitirmez Çünkü umut eder. "Belki zamanla bağlanır." "Şu an sorunları var, çözdüğünde değişir." "Aslında iyi biri ama bunu istemeden yapıyor." "Sabırlı olmalıyım, ilişkiler öyle iki günde bir düzene girmez." Hep bir bahane... Hep düzelme beklentisi. Ve tabii o kırıntı şeklinde topladığınız sevgiyi bütün halinde bir gün alabilme hayali. İlişkiler, 'belki'ler üzerine kurulamaz. Sevgi, 'İleride bir gün' denerek beklenemez. Sevgi, vaatler üzerine kurulamaz. Sevgi, sözdür, davranıştır.

BAĞIMLILIK DURUMU

İşin acı yanı, sevgiyi arada sırada gören insan bunu kendisine yapana bağımlı hale gelir. Çünkü ne zaman geleceğini bilmediği sevginin peşindedir. Telefon çaldığında heyecanlanır, mesaj attığında dünyalar onun olur. İki güzel söz söylediğinde bütün ilgisizliğini unutur. Ama o kişi yine ortadan kaybolur. İşte o zaman da bağımlı hale gelen kişi suçu kendinde aramaya başlar. "Acaba ne yaptım, yanlış bir şey mi söyledim, hangi hareketime bozuldu" Bozulan o değil, sizin dengeniz. Ruh haliniz karşınızdaki insanın davranışlarına göre değişmeye başlamıştır. Sabah attığı bir kalp emojisi sizi mutlu eder, akşam mesajınıza cevap vermemesi gecenizi zehir eder. Bir süre sonra ilişkinin içinde sevgili değil, 'sevgi dilencisi' haline gelirsiniz.

Haberin Devamı