Allah sana senin gibi birini versin

Başlıktaki cümle iyi niyetli bir temenni mi yoksa bir beddua mı Bir kadın, ayrıldığı erkeğin arkasından söyledi bu cümleyi. İlk duyduğunuzda gülümsetebilir sizi. Öyle ya, insan zaten hep kendi gibi birini aramaz mı Ama daha dikkatli düşününce bunun bir iyi niyet duası olmadığını anlayabilirsiniz. Fakat, öyle bağırıp çağıran, "Allah belanı versin" diye öfkeyi ortaya döken cinsten bir beddua da değil. Çok daha sessiz, daha zarif ve galiba çok daha ağır...

AYNISINI SEN DE YAŞA

Peki "Allah sana senin gibi birini versin" cümlesi tam olarak ne söylüyordur "Bana ne yaşattıysan, bir gün sen de yaşa." "Sen de telefonun başında sabahlara kadar bir mesaj bekle." "Sana da yalan söylensin. Sevdiğin insanın hangi sözünün doğru olduğunu düşünerek kafayı ye." "Senin de güvendiğin dağlara karlar yağsın. 'Acaba' kelimesinin insanın içine nasıl bir kurt düşürdüğünü öğren." "Sen de sevdiğin insanın sürekli gidip gelmesini, her dönüşünde umut verip yeniden gitmesini yaşa. Bir kapının sesine umut bağla." "Çok sevdiğin halde kıymetinin bir türlü bilinmemesinin nasıl acı verici olduğunu gör."

Haberin Devamı

VİCDANINIZ RAHAT MI

Biri sizin yüzünüze ya da arkanızdan bu sözü söylemişse şöyle bir düşünmeniz gerekir. Eğer o ilişki içinde vicdanınız rahatsa, kırmadan, dökmeden, ihanete, yalana bulaşmadan ayrılmışsanız bu çok güzel bir dua. Ama bu sözü duyduğunuzda canınız sıkılıyorsa, "Ben gerçekten nasıl biriydim" sorusunu sormanız gerekir. Zaten bu sözün en acımasız tarafı burada. Karşınızdaki kişi size ceza vermiyor. Sizi size bırakıyor. Peki bir insan nasıl gelir bu noktaya Bence böyle cümleler tek bir büyük kavganın ardından söylenmez. Bazen aldatılmanın ardından bile söylenmez. Bunlar birikir. Bir mesaj cevapsız kalır, bir söz tutulmaz, bir gece ağlarken yalnız bırakılırsınız, bir tartışmada haklıyken özür dileyen yine siz olursunuz. Sonra bir gün o "Ben aslında seni çok seviyorum" der, inanırsınız. Ya da yalan bile olsa inanmak istersiniz. Bir şans daha verirsiniz. Bir tane daha, bir tane daha... O uzaklaştıkça siz yaklaşırsınız, siz uzaklaştıkça o gelir. Tam bir kısır döngü... Her seferinde "Bu defa oldu" dersiniz, yine aynı yerden kırılırsınız.

Haberin Devamı

BELKİ O ZAMAN ANLARSIN

Sonunda mesele onun sizi sevip sevmediği olmaktan çıkar. Artık derdiniz anlaşılamamaktır. Dinlenilmemektir. Ve o beddua da tam bu noktada çıkar ortaya. "Madem ben anlatamadım neler yaşadığımı, o da yaşayarak görsün öyleyse. Allah sana senin gibi birini versin..." İnsan insan bazen karşısındaki kişiye neler yaşattığını, onun yerine geçmeden anlayamıyor. Öyleyse, bir gün biri çıksın karşısına. Onu çok sevsin, sabah ilk onu düşünsün, gece en son onunla konuşmak istesin. Kaybetmekten korksun, planlarını ona göre yapsın. Ama o çok sevdiği insan bir gün yakın, bir gün uzak olsun. "Seviyorum" desin ama sevginin gerektirdiği hiçbir şeyi yapmasın. Üzünce özür dilesin ama kendini hiç değiştirmesin. Gidince özletsin, dönünce yine incitsin. İşte o zaman belki bir gece yatağa başını koyduğunda eski sevgilisinin söylediği o cümleyi hatırlar, "Allah sana senin gibi birini versin..." Ve ilk defa ne demek istediğini anlar.