"Vahdet" olmadan ümmet olmaz!..
İslam kardeşliği ve vahdet olmadan cennete giremeyiz diyen yazarın, Müslümanlar arasındaki ırkçılık ve mezhepsel ayrılıkları nasıl açıklıyor?
Yazar, Müslümanlar arasında birlik ve beraberliğin (vahdet) İslam'ın merkezinde olduğunu ve iman sahibi olabilmenin şartı olduğunu savunuyor. İslam kardeşliğinin sadece bir sosyal değil, aynı zamanda dini bir gereklilik olduğunu ve selam gibi basit davranışların bu bağı kuvvetlendirdiğini iddia ediyor. Ancak yazarın bu idealleştirilen vahdet anlayışı, günümüz Müslüman toplumlardaki derin bölünmeleri göz ardı ederken, dinsel söylemin pratik hayatta ne kadar etkili olabileceği sorusunu açık bırakıyor.
Yüce Dinimiz İslâm, "vahdet-i ümmet"e yani bütün dünya Müslümanlarının birlik ve beraberliğine çok büyük önem vermiştir. Çünkü "vahdet"te yani birlik bilinci hâkim olan bir toplumda; şefkat, merhamet, yardımlaşma ve dayanışma vardır. Dolayısıyla birey ve toplum olarak güçlü olmak istiyorsak, "vahdet"e sımsıkı sarılmamız gerekir.
Evet, biz Müslümanları birbirine kenetleyip tek vücut ve parçalanmaz bir bütün halinde tutan yegâne kuvvet, hiç şüphe yok ki "vahdet" yani İslam kardeşliğidir. Bu, paha biçilmez kardeşliğin sağlam bir şekilde devam etmesi elzemdir. Bu, İslâm kardeşliği temelli birlik ve bütünlüğümüzün yara almadan ve kan kaybetmeden devam edebilmesi; sırf Allahü Teâlâ'nın rıza-i bârisi için birbirimizi candan sevmekle mümkündür. Âyet-i kerimelerde buyuruldu ki:
"Mü'minler ancak kardeştirler..." (Hucurat 10)
"...(Onlar şöyle derler:) Rabbimiz bizi ve bizden önce geçmiş olan mümin kardeşlerimizi bağışla! Kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin ve kötü duygu bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz sen çok şefkatlisin, çok merhametlisin!" (Haşir 10)
"Muhammed Allah'ın Rasulüdür. Beraberinde bulunan müminler, kâfirlere karşı çok sert ve tavizsiz, kendi aralarında gâyet merhametlidirler..." (Fetih 29)
"... Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler. Müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar..." (Maide 54)
"İman edip sâlih ameller işleyenler için Rahmân, gönüllerde bir sevgi meydana getirecektir." (Meryem 96)
Müslümanlar arasındaki sevgi ve "vahdet" konusu, sünnet-i seniyyede de geniş yer almıştır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
"Mü'minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar."(Buhari)
"Müslüman, elinden ve dilinden insanların emin olduğu kimsedir." (Tirmizi)
"Küçüklerine merhamet, büyüklerine saygı göstermeyen bizden değildir." (Ebu Davud)
"Allah'ın; peygamber ya da şehit olmayan öyle kulları vardır ki kıyamet gününde Allah'a olan yakınlıkları sebebiyle, peygamberler ve şehitler onlara gıpta ederler." Sahabeden bir zat; "ya Resûlallah, bunlar kimlerdir," diye sordu. Bunun üzerine Efendimiz aleyhisselam şu cevabı verdi: "Bunlar, aralarında akrabalık bağı ya da herhangi bir menfaat bulunmayan, sırf Allah için birbirlerini sevenlerdir."

18