Sevgi; insanın başka kişi veya kişilere karşı duymuş olduğu içten bir muhabbet, samimî bir ilgi ve asîl bir bağlılık hissidir. İnsan ruhunu olgunlaştıran manevî gıdalardan biri olan sevgi, insanın en temel fıtrî ihtiyaçlarındandır. Diğer canlılardan farklı olarak insana bahşedilen sevgi duygusu aynı zamanda, manevî değerlerin de temel taşı mesabesindedir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
"Siz, iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz birşey söyleyeyim mi Aranızda selâmı yayınız!" (Müslim)
Sevgi, insan hayatının merkezinde yer alan ve ona kendi var oluşunun anlamını hissettiren ulvî bir duygudur. Sevgi tohuma benzer. Bir tohum toprağa atılıp, yeterli su ve ısıyla desteklendiğinde evvela filizlenir sonra da büyüyerek çiçek açar ve meyve verir. Benzer şekilde bir insanın kalbine bırakılan sevgi de burada büyür ve nice sevgilere ve güzelliklere vesile olur.
İnsanlar, sevgi sebebiyle şefkat duygusunu da öğrenirler. Çünkü bireyler her zaman sevdikleri kimselere karşı merhametli olma eğilimindedirler. Evet sevdiğimiz insanlara daima yardım etmek ve iyilik yapmak isteriz.
İnsanları seven bir kişi, işini daha güzel yapmaya gayret eder ve yaptığı işten mutlu olur. Mesela insanları seven bir doktor, hastalarına çok iyi davranır, onları iyileştirmek için elinden gelen her türlü çabayı gösterir. Bu durumda onun hastaları da mutlu olur ve her yerde onu över ve başkalarına tavsiye ederler. Dolayısyla buradaki sevigi hem doktorun hem de hastaların işini kolaylaştırır.
Sevgi olmazsa insanlar bir arada yaşamlarını sürdürmekte zorluk çekerler. Çünkü sevginin olmadığı yerde nefret, nefretin olduğu yerde de düşmanlık başlar. Düşmanlık olan yerde ise, insanlar birbirlerine kötü davranmaya ve birbirine zarar vermeye başlarlar. Bu da toplumsal huzurun bozulmasına sebep olur.
Özellikle aile içinde çocuklara gösterilerek öğretilen sevgi çok kıymetlidir. Sosyolojik araştırmalar; suça bulaşmış ve ceza yemiş insanların büyük bir kısmının, sağlam bir aile ortamından mahrum büyüdüklerini ortaya koymaktadır. Çünkü sağlıklı bir aile ortamından ve sevgiden mahrum olarak büyüyen bir çocuk, ailenin dışındaki başka insanlara yönelir ve çoğunlukla kendisini yanlış yollara düşürmek isteyen kötü niyetli kişilerin ağına takılır. Böylesi merhametsiz suç şebekelerinin ve şer odakların eline düşen talihsiz bir çocuk ise; maalesef kendisine de, ailesine de, mensubu olduğu topluma da zararlı olacak şekilde yönlendirilir ve menfi olarak yetiştirilir.
Yüce dinimiz İslam, emir ve yasaklarda hep insanın faydasını amaçlamaktadır. Bu anlayış ise, dinin merkezine insan sevgisini koymaktadır. İnsan sevgisini merkeze alan İslam, sevgiye dayalı köklü bir medeniyet inşa etmiştir. İslam sayesinde değişik dil ve kültürlere sahip insanlar, yüzyıllar boyu birbirleriyle kenetlenmiş ve bir sevgi yumağı oluşturmuşlardır.

15