Kuran-ı Kerim'de Müminlerin Vasıfları- 3

Konumuzun bu haftaki bölümünde; "müminlerin devamlı olarak Allahü Teâlâ'yı zikrettikleri" hakikatini, inceleyip hatırlatmaya çalışacağız inşaallahü teâlâ:

3- Müminler devamlı olarak Allahü Teâlâyı zikrederler: Birşeyi anmak ve hatırlamak mânâsındaki "zikir" kelimesi; "kişinin; Allahü Teâlâyı anıp hatırında tutarak gafletten kurtulması, demektir. Yani zikir, gafletin zıttıdır. Çünkü zikir, hatırda tutmak iken, gaflet unutmaktır. Zikir, dil veya kalb ya da her ikisiyle beraber yapılır. Bu da, unutulan bir şeyi hatırlama ya da hatırda olanı hatırda tutma şeklinde tecelli eder.

Evliyaullah hazeratı, Allahü Teâlâ'yı genellikle şu mübarek kelimelerle zikredip anarlar: Tesbîh (sübhânallâh.) Hamd (elhamdü lillâh.) Tehlil (lâ ilâhe illellâh.) Tekbir (Allâhü ekber.) Havkale (Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.)

İslam âlimlerine göre zikirden maksat; Rabbimizin azametini, kudretini ve ihsanını düşünerek kalbi uyanık tutmaktır. Kısacası Rabbimizin yüce isim ve sıfatlarını yüksek bir şuurla hatırlamak ve hatırda tutmaktır.

Tasavvuf erbabına göre; zikir, Allahü Teâlâ'ya olan aşırı sevgi ve muhabbetin ya da korku ve haşyetin etkisiyle gaflet meydanından müşâhede fezasına çıkmaktır. Bunu gerçekleştirebilen insan, Allahü Teâlâ ile ünsiyet peyda eder ve mâsivâdan uzaklaşır.

Yine derler ki; zikir, Allahü Teâlâ'nın seni gördüğünü kesin olarak bilmen, O'nun sana şahdamarından daha yakın olduğunu kat'î olarak hissetmen, hakkıyla O'ndan hayâ etmen ve de; bu güzel hâli, bütün davranışlarına yansıtmandır…

Halis bir zâkir olmak için, öncelikle takvâlı olmak gerekir. Gerçek takvâ ise, haramlardan şiddetle kaçınmak ve gereksiz şeylerden tamamıyla uzaklaşmaktır.

Tasavvuf ilminde zikir; kulu, Rabbinin rıza-i bârîsine yaklaştıran en büyük ibadetlerden ve nefsin terbiyesi için uygulanan riyâzetin en önemli esaslarından kabul edilir.

Zikir, Kuran-ı kerimde üzerinde durulan önemli konulardandır. Âyet-i kerimede buyuruldu ki:

"O erler ki, ne ticâret ne de alış veriş onları Allah'ı zikretmekten, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoyabilir. Onlar, kalplerin halden hâle girip alt üst olacağı ve gözlerin dehşetten donakalacağı bir günden korkarlar." (Nur 37)

"Rabbini sabah akşam içten içe, boyun büküp yalvara yakara, derin bir ürpertiyle ve ancak kendin işitebileceğin bir sesle zikret! Sakın gâfillerden olma!" (Araf 205)

"Rasûlüm! Sana kitaptan ne vahyediliyorsa onu okuyup başkalarına da anlat. Namazı da dosdoğru kıl! Çünkü bütün şartlarına riâyet edilerek hakkıyla kılınan namaz, insanı her türlü hayâsızlıktan, dînin ve aklın kabul etmediği şeylerden alıkoyar. Allah'ı zikretmek ise, en büyük ibâdettir. Allah, bütün yaptıklarınızı bilir."