Yazar, İslam'ın son ve en mükemmel din olduğunu ve evrensel ilkelerle insanlığı kurtaracağını ileri sürmektedir. Bu iddianın temelinde, İslam'ın tüm çağlara hitap etmesi ve hiçbir tahrif görmemesi gibi özellikleri yer almaktadır. Ancak yazarın önceki dinlerin tamamen hükmünün sona erdiği ve tüm insanlar için geçersiz hale geldiği tezinin, çoğulcu bir dünyada nasıl uygulanabilir olduğu sorgulanmalı mı?
İslâm dini, Allahü Teâlâ'nın; son peygamberi Hazret-i Muhammed sallallahü aleyhi ve sellem vasıtasıyla bütün insanlığa gönderdiği en son ve en mükemmel dindir.
İslam'ın özü tevhittir. Tevhid; ilahlık, azamet ve yüceliğin sadece Allahü Teâlâ'ya ait olduğunun ilan ve ikrarıdır. Yani varlığın asıl sahibine teslim olmak, heva ve hevesin esaretinden kurtulup gerçek özgürlüğe kavuşmaktır. Tevhid, Allahü Teâlâ'dan başka hiçbir varlığın önünde eğilmemek, hak ve hakikat uğrunda izzetli bir duruş sergilemektir.
İslam, insanlığı huzur ve mutluluğa davet eder. Zihinleri kötü düşüncelerden, nefisleri bencillik ve hırstan arındırır, beşeriyete kurtuluş yolu gösterir. İslam, dürüstlük ve hakkaniyeti, iyilik ve güzelliği yeryüzüne hâkim kılmanın yollarını öğretir.
Bugün insanlığı; içine düştüğü buhranlardan kurtaracak olan, İslam'ın istikamet mesajlarıdır. Yangın yerine çevrilmiş dünyamızı tekrar huzur yurduna dönüştürecek olan güç, yüce Dinimizin evrensel ilkeleridir. Gönülleri birbirine ısındıracak, insanları birbirine kaynaştıracak olan vasıta, Efendimiz aleyhi selamın mükemmel ahlakıdır.
İslâm'ın gelmesiyle; semavî ve gayrı-ı semavî diğer bütün dinlerin hükmü sona ermiştir. Bu tıpkı, yeni bir kanun çıkınca, eski kanunun hükmünün yürürlükten kalkması gibidir. Âyet-i kerimelerde buyuruldu ki:
"Şüphesiz Allah katında tek makbul din İslâm'dır..." (Âl-i İmran 19)
"Kim, İslâm'dan başka bir din ararsa, bilsin ki; kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette zarar edenlerden olacaktır." (Âl-i İmran 85)
İslâm dinini, diğer bütün dinlerden ayıran ve üstün kılan birçok özelliği vardır. Bunlardan birkaçı şöyledir:
1- Eski dinler, belli bir zamana ve belli bir bölgeye hitap ediyorlardı. İslâm ise, topyekûn bütün insanlığa seslenmektedir. Âyet-i kerimelerde buyuruldu ki:
"Ey Muhammed! Biz, Seni bütün insanlara yalnızca müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik." (Sebe 28)
"Ey Muhammed! De ki: Ey insanlar Ben, Allah'ın hepiniz için gönderdiği Peygamberiyim." (A'raf 158)
2- Eski dinler, sadece kendi zamanlarının insanlarını muhatap alıyorlardı. İslâm dini ise, bütün insanlığa ve bütün çağlara hitap etmektedir. İslam dininin hiçbir hükmü tazeliğini, geçerliliğini, tutarlılığını, insanlığa en faydalı olma özelliğini kaybetmemiştir.
3- Diğer dinlerin tamamı tahrif edildiği halde, İslâm, hâlâ ilk günkü tazelik ve saflığı ile bozulmadan yaşamaktadır.
4- İslam, kolaylıklar dinidir. İslam'da insanlar; yapamayacakları veya yaparken çok zorluk çekecekleri işlerle mükellef kılınmamışlardır.
5- İslam, insanın; "nereden geliyorum, nereye gideceğim, niçin yaratıldım, girdiğim bu hayat yolu, beni nasıl bir sonuca ulaştıracak," gibi sorulara en iyi ve en tatmin edici cevapları verir.

18