Allah'ın Varlığının Aklî Delilleri- 8

Mehmet Can
Bugün
26

Geçtiğimiz hafta, Allahü Teâlâ'nın varlığını ispat eden "Nizam Delili"ni ele almıştık. Bu hafta ise, "Gaye Delili"ni incelemeye çalışacağız inşâallahü teâlâ.

"Gaye Delili" kısaca şudur: Kâinatta bulunan her varlık; belirli bir gayeye, hedefe ve hikmete uygun olarak yaratılmıştır. Bu durum; sonsuz ilim, irade ve kudret sahibi bir Yaratıcı'nın varlığını gösterir. Çünkü birşeyin belirli bir "gaye"ye ve amaca yönelik olarak meydana gelmesi; onu, o gayeye uygun olarak takdir eden ve yönlendiren bir iradeyi gerekli kılar. "Gaye Delili"nin mantıkî açılımı ise, şöyledir:

1) Kâinatta bulunan her varlık, belirli bir gayeye hizmet etmektedir: Arıların çiçekleri tozlaştırması, ağaçların meyve vermesi, bulutların yağmuru taşıması, nehirlerin yeryüzünü sulaması ve ozon tabakasının, canlıları zararlı ışınlardan koruması; bütün varlıkların belirli "gaye"lere yönelik vazifeler üstlendiklerini göstermektedir.

2) Canlıların yapıları, üstlendikleri vazifelere tam uygundur: Kuşlara uçabilmeleri için kanatlar, balıklara yüzebilmeleri için yüzgeçler ve nefes almaları için solungaçlar, develere çöl şartlarına dayanabilecek özellikler; kutup canlılarına ise dondurucu soğuklarda yaşayabilecek yapılar ihsan edilmiştir. Her canlı, yaşayacağı ortama ve yerine getireceği göreve uygun özelliklerle yaratılmıştır.

3) Canlılar arasındaki karşılıklı fayda ilişkileri de, belirli gayelere yöneliktir: Bitkilerin insanlar ve hayvanlar için besin olması, arılarla çiçekler arasındaki karşılıklı fayda, ağaçların oksijen üretmesi ve ekosistemdeki bütün canlıların birbirini tamamlaması; tabiatta "gaye"li ve maksatlı bir işleyiş bulunduğunu göstermektedir.

4) Gayenin varlığı, ilim ve iradeyi gerekli kılar: Çünkü bir hedefe yönelik planlama ancak bilen, dileyen ve takdir eden bir fâilden meydanagelir. Şuursuz ve cansız varlıkların, kendi kendilerine hedefler belirlemeleri veya bir amacı gerçekleştirmek için plan yapmaları, aklen mümkün değildir.

5) Tesadüf de, gayeyi açıklayamaz: Tesadüf; bilinçsiz ve maksatsız olayları ifade eder. Hâlbuki kâinatta görülen sayısız hikmet ve fayda, varlıkların belirli gayelere göre yaratıldığını göstermektedir. Maksat ve hikmet taşıyan bir sistemler dizisinin, tesadüflerle açıklanması, aklın kabul edeceği bir izah değildir.

6) Sebepler de, bu gayelerin sahibi olamaz: Arı bal yapar; fakat balın insanlar için şifa ve gıda olmasını kendisi planlamaz. Ağaç meyve verir; fakat o meyvenin besin değerini kendisi belirlemez. Bulut yağmur taşır; fakat hangi toprağın ne kadar suya ihtiyaç duyduğunu bilmez. Bu sebeplerin tamamı kendilerine verilen vazifeyi yerine getiren vasıtalardır. Dolayısıyla sebepler; "gaye"leri belirleyemez.

7) Binaenaleyh kâinattaki bütün gayelerin, bir yarıcısı ve takdir edeni vardır: Varlıkların en küçük ayrıntısından en büyük sistemlerine kadar görülen bu "gaye"li yaratılış; herşeyi bilen, her şeyi yerli yerince takdir eden ve hiçbir işi boşuna yapmayan bir Yaratıcı'nın varlığını açıkça göstermektedir.

8) İşte O Yaratıcı, Allahü Teâlâ'dır: Çünkü kâinatta görülen her hikmet, her fayda, her maksat ve her uygunluk; O'nun sonsuz ilmini, iradesini, kudretini ve hikmetini göstermektedir. Dolayısıyla