Allah'ın varlığının aklî delilleri- 10

Mehmet Can
Bugün
29

Geçtiğimiz hafta, "İnayet Delili"ni ele almıştık. Bu hafta ise, "Fıtrat Delili"ni incelemeye çalışacağız inşâallahü teâlâ.

"Fıtrat Delili" kısaca şudur: İnsanın doğasında; Allahü Teâlâ'yı tanıma, O'na yönelme ve O'nun varlığını kabul etme eğilimi vardır. İşte doğuştan gelen bu temayül; insanın başıboş ve gayesiz olmadığını, kendisini yaratan sonsuz kudret sahibi bir Yaratıcı'nın bulunduğunu gösterir.

Çünkü insandaki bu hakikat arayışı; yani Rabbini tanıma ve O'na ibadet etme ihtiyacı, sonradan öğrenilmiş bir şey değil, insanın yaratılışına yerleştirilmiş asil bir duygudur. Binaenaleyh insanın fıtratında bulunan bu güçlü inanma duygusu, hem insanı hem de içinde yaşadığı kâinatı yaratan bir Yaratıcı'nın bulunduğunu ortaya koyar. İşte o Yaratıcı, Allahü Teâlâ'dır. "Fıtrat Delili"nin mantıkî açılım ve izahı şöyledir:

1) İnsan, Allahü Teâlâ'yı tanımaya müsait bir fıtratta yaratılmıştır: İnsan; Allahü Teâlâ'yı tanımaya ve O'na yönelmeye müsait bir kabiliyet ve merakla dünyaya gözlerini açar. Daha küçük yaşlardan itibaren kendisini, çevresini, içinde yaşadığı dünyayı ve varlık âlemini sorgulamaya başlar: "Ben kimim", "beni kim yarattı", "bu kâinat nasıl meydana geldi", "hayatın anlamı nedir" ve "bizim sonumuz ne olacak," gibi temel sorular sorar.

2) İnsan, aşkın ve müteâl bir Yaratıcı'ya inanma ihtiyacı hissetmektedir: İnsan; kendisini ve kâinattaki diğer varlıkların meydana gelişini düşündüğünde, onların kendi kendilerine var olamayacağını aklen kavrar. Çünkü insan da dâhil olmak üzere hiçbir varlık kendiliğinden meydana gelemez. Dolayısıyla bütün mahlûkat, kendisini var eden bir Yaratıcı'ya muhtaçtır.

3) İnsan, zor anlarında fıtrî olarak Allahü Teâlâ'ya yönelmektedir: Evet, denizde şiddetli bir fırtınaya tutulan veya uçakta çetin bir türbülansa giren en inançsız bir kişinin dahi hemen dua etmeye başlaması; insandaki Allahü Teâlâ'ya yönelme, O'na ibadet etme ve O'na sığınma duygusunun doğuştan geldiğini gösterir.

4) Farklı toplumlarda Yaratıcı inancının bulunması, fıtrî yönelişe işaret eder: Tarih boyunca dünyanın muhtelif bölgelerinde yaşamış farklı insan gruplarının büyük bir kısmında, üstün ve aşkın bir güce inanma duygusu tespit edilmiştir. Bu durum, inanma duygusunun insanın yaratılışında bulunan güçlü bir istidat ve kabiliyet olduğunu ortaya koyar.

5) Bazı insanların Allah'ı inkâr etmeleri, fıtratın bulunmadığını göstermez: İnsan, yaratılışında bulunan hakikati arama kabiliyetine rağmen, çeşitli sebeplerle Allahü Teâlâ'yı inkâr edebilir. Evet, bazı çevresel faktörler, yanlış eğitim, nefsânî arzular, kibir, kötü alışkanlıklar ve dünya sevgisi, insanın fıtratının üzerini biraz örtebilir. Ancak bir şeyin üzerinin örtülmesi, onun aslının ortadan kalktığı anlamına gelmez.

6) Fıtrat, insanın hakikati aramasının temelidir: Doğuştan gelen ve herkeste bulunan bu inanma duygusu, insanı görünen sebeplerin ötesindeki hakikati ve kendisini var eden Yaratıcı'yı aramaya sevk eden temel bir faktördür.