İsrail itiraf etti, İran doğruladı: Erdoğan işgali engelledi

Dış politika analizleri yaparken çoğumuz sahadaki askeri hareketliliklere odaklanırız. Hâlbuki asıl savaşlar, kameraların giremediği, en gizli istihbarat raporlarının havada uçuştuğu sağır odalarda verilir. Geçtiğimiz günlerde New York Times muhabirleri Jonathan Swan ve Maggie Haberman'ın Trump'ın tekrar olası başkanlığı hakkında yeni bir kitap yazdı. Swan ve Haberman kitap için 1.000 görüşme gerçekleştirdi. ABD'nin saygın yayın organı NPR'da detayları ifşa edilen bir röportaj, tam da bu cinsten tarihi bir skandalı deşifre etti.

Gelin, uluslararası medyanın satır aralarına gizlenen, ancak "Orta Doğu"nun kaderini değiştiren o gizli toplantının perde arkasına geçelim.

Kriz Odasında Bir Yabancı Başbakan

Tarih: 11 Şubat... Mekân ise Beyaz Saray'ın en mahrem bölümü olan Kriz Odası (Situation Room). Burası, Amerikan başkanlarının ve en üst düzey güvenlik bürokratlarının dışında, değil yabancı bir devlet başkanının, sıradan bir ABD memurunun bile izinsiz adım atamayacağı yerdir.

Ancak o gün kurallar çiğnendi. İsrail Başbakanı Netanyahu, yanına Mossad başkanını ve generallerini de alarak bu odaya girdi. Trump, masanın başındaki geleneksel koltuğunu bırakıp Netanyahu'nun tam karşısına oturdu. Netanyahu ekrana Mossad'ın hazırladığı "İran'da rejim değişikliği ve işgal" senaryolarını içeren bir video yansıttı. Teklif çok netti: "Zamanı geldi, İran'ı vuralım ve rejimi devirelim!"

Trump'ın gözleri parlamıştı. "Harika görünüyor" dedi. Ancak Amerikan güvenlik bürokrasisi, bu oldu-bittiye hemen teslim olmak istemedi. CIA ve ulusal güvenlik ekibi araya girdi: "Bize 24 saat süre verin, bu planı inceleyelim" dediler.

24 Saat Sonra Gelen CIA Şoku ve Tasfiyeler

Amerikan istihbaratı o gece sabaha kadar çalıştı. Ertesi gün aynı odaya geldiklerinde, CIA Direktörünün Trump'a verdiği rapor tek bir kelimeyle özetleniyordu: "Gülünç!" (Farcical). İstihbarat yetkilileri, Netanyahu'nun sunduğu rejim değişikliği senaryolarının tamamen gerçeklikten kopuk birer hayal ürünü olduğunu, bu savaşa girilirse Hürmüz Boğazı'nın kapanacağını ve ABD'nin silah stoklarının tükeneceğini Trump'ın önüne koydu.

Peki, kendi istihbaratını dinlemeyen Trump ne yaptı Netanyahu'nun illüzyon balonuna kapılarak, bu çılgın savaşa karşı çıkan ve "24 saat sonra gerçeği söyleyen" o Amerikan güvenlik yetkililerini tek tek tasfiye etti!

Aşağı yukarı bir saat süren röportajın kısa özeti böyleydi. Amerika bu röportajın etkisiyle sarsıldı. Uzmanlar Amerikan siyasi tarihinde ilk defa böyle bir skandala şahit olmadıklarını söylürlar. Amerikalıların bile giremediği odaya Netanyahu nasıl girebilir diyorlar.

İki İtiraf, Tek Hakikat: Sahne Arkasında Türkiye Var