Amerika'da İsrail Lobisi'ne rest çeken El-Said rüzgârı

Bu yazıyı kaleme aldığımız saatlerde, Amerika Birleşik Devletleri'nde sandıktan nasıl siyasi bir sonuç çıkacağını henüz bilmiyoruz. Ancak sandıktan nasıl bir sonuç çıkarsa çıksın, Amrikan dış politikası, İsrail lobisinin sınırlarıyla test edildiği gerçeği değişmeyecek. Önce gözümüzü lobi duvarlarında gedik açan, yerleşik düzenin ezberini bozan o cesur isme çevirelim: Dr. Abdul El-Said.

Peki, Amerikan medyasının ve Washington koridorlarının dilindeki El-Said kimdir

El-Said, Mısırlı göçmen bir ailenin çocuğu olarak Michigan'da dünyaya gelmiş, Oxford ve Columbia gibi dünyanın en prestijli üniversitelerinde eğitim almış, tıp diplomasına sahip ve eski Halk Sağlığı Direktörü. Amerika'daki Müslüman toplumunun genç bir üyesi ve Demokrat Parti'nin içindeki ilerici dalganın en dinamik figürlerinden biridir. Demeokratların Michigan Eyalet'nin Senato adayıdır.

El-Said, seçilirse ABD siyasi tarihinin ilk Müslüman senatörü olacak. Peki, olabilir mi Olma ihtimali yüksek olsa da kesin bilmiyoruz. Bildiğimiz şey, El-Said'in amacı Amerikan dış politikasındaki yerleşik adaletsizlikleri kökten sorgulamaktır. Onun için Washington'da siyaset yapmanın yazılı olmayan kuralı olan çıkar lobilerinin finansal desteğini almayı reddetti. Tel Aviv'e giden kontrolsüz askeri yardımlara açıkça meydan okudu.

Tam da bu nedenle Michigan'da yaşananlar, basit bir adaylık yarışından çok daha fazlasını ifade ediyor. Amerikan medyasında geniş yankı uyandıran El-Said, İsrail'e yönelik askeri yardımları sert bir dille eleştiren bir reklam kampanyasını kınamayı reddetmesiyle başladı.

El-Said, baskılara boyun eğmek bir yana, kendisini eleştiren eski Demokrat müttefiki Haley Stevens'ın birlik mitingine katılım davetini iptal ederek (disinvite) yerleşik lobilere adeta rest çekti! Bunu fırsat gören Cumhuriyetçi rakibi, anında El-Said'in Müslüman kimliğini hedef aldı. Hatta onu "terörist" olmakla itham ederek ırkçı ve ayrımcı bir karalama kampanyasına dönüştürdü. Ancak bu saldırgan üslup, Amerikan demokrasisi ve insan hakları açısından da oldukça düşündürücüdür.

Ancak herkesin merak ettiği soru, İran'a yönelik saldırılar duracak mı