Olanda hayır vardır

Fenerbahçe'de 9 ay içinde yapılan ikinci seçimli Genel Kurul'da kazanan Aziz Yıldırım oldu. Yaklaşık 12 ay sonra yapılacak olağan kurultaya kadar Aziz Başkan ve Yönetim Kurulu, taraftarın 13 senedir beklediği şampiyonluğu elde etmek için gayret gösterecek. Hakan Safi ise çok büyük vaatlerin gölgesinde seçimi kaybetmenin hüznü ile nerede yanlış yaptığını bulmaya çalışacak öncelikle.

Anadolu irfanında tecelli eden olaylara karşı her zaman temkinli bir tepki verilir ve ne çok üzülüp, ne de çok sevinilir. Yaşanan gelişmeler karşısında üzülenler de sevinenler de hep aynı sözlerle karşılanır; "olanda hayır vardır" diyerek insanın cüzi iradesinin Yaratıcının büyük planı karşısında durması gerektiği yeri hatırlatır bu sayede herkes birbirine.

Aziz Başkan'ın çok ustalıkla kurguladığı şekilde gelişti bugüne kadar her şey. Ali Koç'un gönderilmesi için başlatılan imza süreciyle birlikte Sadettin Bey'in "tavşan atlet" kontenjanından başkan seçilmesi ve daha ne olduğunu anlayamadan "derin" bir el enseyle devre dışı bırakılması, ardından Ankara'nın belli garantilerle ikna edilip kendi başkanlık yolundaki engelleri bir-bir aşması, ceketli-ceketsiz birçok veliahtı yönetimine alması, stadın taşınması ile ilgili "yeterli" esnekliğe sahip olduğuna müesses nizamı ikna etmesi gibi onlarca aşamayı çok büyük bir profesyonellikle yönetti ve Hakan Safi'yi ikiye katlayarak 3. Aziz Yıldırım Dönemi'ne merhaba dedi.

Aziz Bey'in başarılı olması için hava ve yol durumu şu anda uygun durumda. Yönetim Kurulu zengin, istekli ve nitelikli insanlardan oluşuyor. Bu bir yıllık süre zarfında ya herru-ya merru durumları olacağı için gözünü budaktan esirgemeyecek ve cesur kararlar almaktan çekinmeyecektir. TFF/MHK/Yapı üçlemesiyle mücadelesi ise nasıl gelişecek hep birlikte izleyeceğiz.

Burada ilk sınav yıllardır kronikleşen fikstürün bu sene nasıl gerçekleşeceğiyle ilgili olacaktır. Üçlemeciler, Aziz Başkan daha mazbatanın mürekkebi kurumadan ve duruma vaziyet edemeden, bu sene de fikstürü her sene olduğu gibi belli ön kabuller üzerine bina ederler ve bir oldu-bittiye getirip dayatırlarsa geçmiş olsun.

Fenerbahçe otobüsünün kurşunlanması ile ilgili davanın buzluktan çıkarılıp çözülmeye bırakılması bile bir tarafıyla adaletin tecellisine hizmet ederken diğer yönden o vakayla ve o dönemle ilgili çeşitli iltisakları olanlara da "diskur çekme"ye yarayacağını anlamak için müneccim olmaya gerek yok. Kazan/kazan durumları yani. Aziz Başkan'ın bu konudaki tavrı da "büyük resim" hakkında bize fikir verecektir.